Hoşgeldin Misafir
Mesaj atabilmek için forumumuza kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifre
  





Forumlarda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Üye Sayısı: 1,499
» En Son Üyemiz: Xenper
» Konu Sayısı: 168
» Mesaj Sayısı: 168

Tam İstatistik

Çevrimiçi Kullanıcılar
Şu anda 91 çevrimiçi kullanıcı var.
» 0 üye | 91 Misafir

En Son Konular
Yeni Ford Tourneo ve Tran...
Forum: Arabalar
Son Mesaj: yonetici
06-17-2019, 02:09 PM
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 206
Ford Mustang 2019 Blue 2....
Forum: Gündem
Son Mesaj: ShaylaSpuch
05-29-2019, 07:32 PM
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 252
Ford Mustang 2019 Blue 2....
Forum: Arabalar
Son Mesaj: ShaylaSpuch
05-22-2019, 02:16 PM
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 303
Yeni McLaren GT
Forum: Arabalar
Son Mesaj: yonetici
05-15-2019, 01:58 PM
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 301
Yeni Audi SQ5 TDI tanıtıl...
Forum: Arabalar
Son Mesaj: yonetici
02-21-2019, 12:38 PM
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 939
Fuat Oktay kimdir?
Forum: Kimdir?
Son Mesaj: yonetici
07-09-2018, 07:24 PM
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 982
Gelecekte popüler olacak ...
Forum: Meslekler
Son Mesaj: yonetici
06-28-2018, 10:28 PM
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 582
Sony Mobile Türkiye kapan...
Forum: Teknoloji
Son Mesaj: yonetici
06-28-2018, 10:15 PM
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 740
Yerli otomobil 5 farklı m...
Forum: Gündem
Son Mesaj: yonetici
04-09-2018, 04:51 PM
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 903
Acura Otomobillerinde Olu...
Forum: Otomobil Sorunlar
Son Mesaj: yonetici
04-01-2018, 08:02 PM
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 905

 
  Türkiye’de Kamp Yapılacak En Güzel Yerler
Gönderen: yonetici - 01-08-2018, 10:20 PM - Forum: Yeni Yerler - Cevap Yok

Türkiye’de Kamp Yapılacak En Güzel Yerler


1- Kelebekler Vadisi- FETHİYE
Akdeniz sahillerinde yer alan ve Muğla ilinin Fethiye ilçesinde bulunan Kelebekler Vadisi adında da anlaşılabileceği gibi kelebekleri ile meşhur ve sadece deniz yolu ile ulaşılabilen bir koya açılan vadi. Tarihi Likya Yolu rotasının üzerinde bulunması ile de çok popüler hale gelmiş bu bölgede kamp inanılmaz bir deneyim.

2- Aladağlar Milli Parkı – NİĞDE
Niğde, Kayseri ve Adana illerinin sınırlarında bulunan Aladağlar Milli Parkı birçok hayvan çeşidi zenginliğine sahip doğal bir ortamdır. Özellikle birçok dağcının ziyaret ettiği bölge bitki örtüsü bakımından da çok zengindir. Bölgede bulunan Kapuzbaşı Şelaleleri ise büyüleyici bir atmosfere sahiptir.

3- Kaş – ANTALYA
Ülkemizin en popüler tatil destinasyonlarından olan Kaş turizm bölgesi, kampçılık açısından da inanılmaz güzelliklere sahiptir. Harika denizi ve doğal bitki örtüsü ile ve yemyeşil dağları ile kampçılar için oldukça güzel bir alternatiftir Kaş.


4- Kazdağları – ÇANAKKALE
Ülkemizin en güzel kamp alanlarından biri olan Kazdağları, kampçılık için oldukça ideal bölgelerden Ege ve Marmara bölgesine yakınlığı ile kampçılar için oldukça güzel bir bölge. Zeytin ağaçları arasında kamp yapmak isteyenler için oldukça güzel manzaralar ve atmosfer sunan bir ortam

5- Yedigöller Milli Parkı – BOLU
Türkiye’de göl ve milli park ikilisini bir araya getirdiğinizde akla ilk gelen yerlerdendir Yedigöller. Özellikle fotoğrafçıların en güzel kareleri yakaladığı bölge doğal yaşam alanı ile kampçılar uçun bulunmaz bir ortamdır. Bölgede tesis bulunmadığından kamp yapmaya giderken hazırlıklı olmak gerekir.

6- Çıralı ( Yanartaş ) – ANTALYA
Tarihi Likya Yolunun en önemli güzergahlarından olan Yanartaş bölgesi meşhur Olympos ve Çıralı sahillerine çok yakın. Bu bölge genç ve yaşlı birçok kişi için inanılmaz bir tatil ve çadır destinasyonu. Büyüleyici bir koyda çadır kurup gözünüzü Akdeniz’in mavi denize karşı açmak istiyorsanız, tam doğru yerdesiniz.

7- Salda Gölü – BURDUR
Son yıllarda oldukça popüler hale gelen ve Türkiye’nin Maldivleri olarak adını duyuran Salda gölü Burdur il sınırları içinde yer alıyor. Bembeyaz kumsalı ve masmavi sularıyla inanılmaz bir görsel şölen sunan Salda gölü, huzurlu bir ortam arayanlar ve fotoğraf çekmeyi seven kampçılar için oldukça ideal.

8- Şavşat ve Borçka Karagölleri – ARTVİN 
Doğu Karadeniz’in en güzel bölgelerinden olan Artvin , yeşile ve doğaya doyacağınız bir kamp ortamı sunuyor. Ülkemizde kampçılığa gönül vermiş olanların kamp yapılacak yerler listesinde hep en ön sıralarda olmuş bu bölge tam bir doğa ortamı.

9- Köprülü Kanyon Milli Parkı – ANTALYA
Torosların en güzel bölgelerinden biri olan Beşkonak bölgesindeki Köprülü Kanyon Milli Parkı doğal güzelliği, yürüyüş parkurları, kamp yapma olanakları ve rafting parkuru ile kampçılar için bulunmaz bir nimet.

10- Kapıdağ Yarımadası – BALIKESİR
Mükemmel Ege denizi ve sessiz, sakin, huzurlu ortamıyla Erdek’te bulunan bu kamp bölgesi kampçılar için oldukça güzel bir alternatif.

Bu öğeyi yazdır

  Whatsapp'la Instagram resmen birleşiyor!
Gönderen: yonetici - 01-05-2018, 11:21 PM - Forum: Teknoloji - Cevap Yok

Whatsapp'la Instagram resmen birleşiyor!


Facebook, Instagram ve Whatsapp'ı kendi bünyesinde bulunduruyor ve Instagram'dan paylaşılan fotoğraflar aynı zamanda Facebook'tan da paylaşılabiliyor. Bu durum artık Whatsapp için de geçerli olacak.

Instagram kullanıcıları kendi hesapları üzerinden paylaştıkları fotoğrafları aynı zaman da Facebook hesaplarından da paylaşabiliyor. Bu özelliğe ise "kaybolan mesajlar" adı veriliyor. Önceden sadece Snapchat'e özgü olan bu özellik, şimdilerde Instagram ve Facebook için de kullanılabilir. 

Instagram ve Whatsapp'ın bağlı olduğu Facebook, "kaybolan mesajlar" özelliğini Whatsapp'a da getirmek istiyor. TechCrunch'ın haberine göre Facebook, "kaybolan mesajlar" özelliğinin Whatsapp'a gelmesi için Brezilya'da testlerine başladı. Eğer test sonuçları başarılı olursa Instagram kullanıcıları, paylaştıkları hikayeleri Whatsapp'ta da tek bir tuşla yayınlayabilecek. Bu özelliğin de kullanıcılara sunulmasının nedeni tüm uygulamaların kullanımını artırmak olduğu biliniyor. 

Bu öğeyi yazdır

  CES 2018 ne zaman? İşte yeni yıla damga vuracak teknolojiler
Gönderen: yonetici - 01-05-2018, 11:18 PM - Forum: Teknoloji - Cevap Yok

CES 2018 ne zaman? İşte yeni yıla damga vuracak teknolojiler


Meşhur bir söylem vardır: Vegas'ta olan Vegas'ta kalır derler, ancak konu Tüketici Elektroniği Fuarı, yani CES olunca, bu kural pek işlemiyor. Şirketlerin bir yıl boyunca kapalı kapılar ardında geliştirdikleri teknolojileri basın ve ziyaretçiler ile paylaştıkları dev bir sahne olan CES Fuarı, bu yıl 2018 takısıyla bir kez daha başlamak üzere. Peki, CES 2018'de neler görmeyi bekliyoruz? Hep birlikte bir göz atalım...


Kişisel Bilgisayarlar



Evet, CES'te milyonlarca dizüstü bilgisayar bulunmayacak, ancak yer alacak kısıtlı sayıdaki cihaz hakkında az çok fikrimiz var. Dizüstü bilgisayar konusunda bu sene sahnenin yıldızı Qualcomm olacak. Kısa bir süre önce tanıttığı Snapdragon 845 işlemcisini dizüstü bilgisayar platformunda da kullanıcılar bu yıl içinde buluşturması beklenen Qualcomm, bunun ilk emarelerini Snapdragon 835'li laptop modelleriyle CES 2018'de bizlere verecek. Qualcomm'un aralık ayındaki tanıtımında yakından görme şansı bulduğumuz Asus ve HP'nin yeni modelleri, Snapdragon 835 işlemcileri ve tam anlamıyla "bütün gün" dayanacak pil ömürleriyle oldukça iddialıydı. Windows 10S işletim sistemiyle gelecek olan HP Envy x2 ve ASUS NovaGo, bu sene CES 2018'de ziyaretçilerle buluşacak.



Yeni Telefonlar



Belki yeni akıllı telefonlar için şubat ayında gerçekleşecek olan Mobil Dünya Kongresi'ni bekliyoruz, ancak CES 2018'te de bazı modelleri bekleyebiliriz. Elbette bu bir Samsung Galaxy S9 olmayacak. Bu konu hakkında, yani, Galaxy S9'un CES 2018'de tanıtılacağına yönelik iddialar bir ara gündeme gelmişti, fakat bu bahis hızlıca yalanlandı. Galaxy S9'u MWC 18'de göreceğiz.

CES 2018'de göreceklerimiz ise çok sayıda bütçe dostu akıllı telefon olacak. Öte yandan Huawei'nin markalarından Honor ve ZTE'nin yeni modelleri de bu gösteride sahne alacak. Elbette bazı sürprizler de olabilir. Neler olup bittiğini sizlere anbean aktaracağız.



Giyilebilir Cihazlar



Giyilebilir cihazlar denince akla gelen ilk ürünler arasında yer alan akıllı saatlere kullanıcıların iknası konusunda endüstri pek de başarılı olamadı. Ancak bu durumu değiştirmek isteyen markalar, yeni Android Wear cihazlarını CES 2018'de karşımıza çıkartabilir. Ancak günlük kullanımdan ziyade, sağlık ve fitness başlıklarında değerlendirilecek daha geniş ürün gruplarıyla karşılacak gibiyiz. Özellikle Withings / Nokia Health, bu konuda geniş bir ekosisteme sahip. Diğer şirketlerin de 2018'de benzer bir yönde girişimde bulunması bekleniyor.



TV ve Evde Eğlence



Yeni televizyon ve ev eğlence cihazlarını her yıl CES'te tanıtan markalar, bu yıl da yeni modellerini ziyaretçilerine sunmak için sabırsızlanıyorlar. Kavisli hatlı yeni televizyonlardan tutun da HDR ve diğer yeni görüntü teknolojileriyle donalı akıllı televizyonları CES 2018'de göreceğiz.

Bunlar arasında, yeni LG TV'lerin "Yapay Zeka" teknolojisiyle geleceğini görecek, ayrıca Samsung'dan da yeni NW700 Sound+ soundbar modelini izleyeceğiz. Elbette daha çok model fuarda sahnelecek.



Otomobil Teknolojileri



Geleneksel olarak otomobiller tüketici elektroniği olarak düşünülmez, ancak zamanla akıllı özellikler kazanmalarıyla bu fuarda yer almalarının gerekçeleri artmaya başladı diyebiliriz. Ayrıca bu sene CES 2018'in açılış konuşmasını Ford CEO'su Jim Hackett yapacak. Bu nedenle sahnede şirketin yeni otomobil teknolojilerini ve hatta belki de yeni otomobil modelini tanıtmasını bekleyebiliriz.



Oyun tarafında neler olacak?



CES, Xbox ve Oculus Rift gibi markalara ev sahipliği yapıyor. Ancak iş sadece bununla sınırlı değil. Evet, Razer'dan bu fuar için büyük bir tanıtım beklemiyoruz; zira mobil tarafa girerek ilk akıllı telefonlarını daha yeni tanıttılar. Ancak şirketten yine "proje" cihazlarını görebiliriz.

CES 2018'de ağırlıklı olarak VR, AR ve hatta ikisinin birleşimi olarak tanıtılan MR, yani Mixed Reality ürün ve teknolojilerini görmeyi bekleyebiliriz. Karma Gerçeklik olarak da Türkçeleştirebileceğimiz bu yeni teknoloji altında Microsoft, HP, Lenovo, Samsung, Acer, Asus ve Dell'in çalışmaları var; daha pek çoğu da yolda. Öte yandan hem HTC hem de Oculus tarafından gelecek yeni çalışma örneklerini de görmek için heyecanlanıyoruz doğrusu.



Akıllı Ev Platformu



Akıllı evler 2018'in en çok konuşulan konu başlıklarından biri olacak kuşkusuz. Her ne kadar ülkemizde henüz çok yaygın olarak kullanamasak da, yurt dışında kullanım noktasında bu teknolojinin daha yaygın olduğu bir gerçek.

Google, Amazon ve Apple'ın bu konudaki çalışmaları bir yana, LG'nin de yapay zekalı televizyonlarını CES 2018'de sahneleyeceğini düşündüğümüzde, bu yılın ana temasının yapay zeka, nesnelerin interneti ve akıllı ev konseptine odaklanacağını düşünmek pek de yanlış sayılmaz.



CES 2018, bahsettiğimiz konu başlıkları altında çok çok çok daha fazlasını göreceğimiz bir fuar olacak. Hatta hiç bahsedilmeyen platformlarda, henüz kategorilenemeyen teknolojiler de CES 2018'de sahne alacak.

Şimdilik aktaracaklarımız bu kadar, ancak bizden ayrılmayın! Zira CES 2018'de tanıtılan hemen her şeyi, sizlere anbean aktaracağız. Şimdiden takvimize not düşün: CES 2018, 9 Ocak 2018'de başlayacak.

 
 

Bu öğeyi yazdır

  Samsung'un yeni işlemcisi: Exynos 9810
Gönderen: yonetici - 01-05-2018, 11:15 PM - Forum: Teknoloji - Cevap Yok

Samsung'un yeni işlemcisi: Exynos 9810

Samsung'un yeni geliştirdiği ve yakın zamanda tanıtılacak Galaxy S9 ailesine can verecek olan Exynos 9810 tanıtıldı. Öncelikle Exynos 9810'un, Qualcomm'un yeni işlemcisi Snapdragon 845'e rakip olacağı biliniyor. Samsung'un işlemci sektöründeki lideri 10nm FinFET tarafından üretilen yeni mobil işlemci, 4 tane yüksek performans için, 4 tane de tasarrufa yönelik olmak üzere 8 çekirdek üzerine kurulu.

Önceki serisi Exynos 8895'ten %40 daha yüksek performans ortaya koymayı başaran işlemci,  yine önceki seriye göre daha az enerji sağlıyor. Cat.18 6CA LTE modemin de yerleştirilmesiyle 1,2 Gbps indirme hızına ulaşan Exynos 9810, saniyede 120 kare 4K UHD video ve fotoğraf çekimi yapabiliyor. 10-bit HEVC video sıkıştırma gücü ve VP9 video çözücüsünün de eklendiği işlemciyle, tam 1,07 renk ayırt edilebiliyor.


Yapay zekanın da üzerine odaklanıldığı yeni işlemci, derin makine öğrenme altyapısıyla hem kullanıcı deneyimini hem de güvenliliği arttırıyor.  Şirketin açıklamasına göre çekilen fotoğraflardaki obje ve kişileri tanımlayabilen Exynos 9810, hibrit yüz tanıma teknolojisi ile de kişilerin yüzlerini 3D tarayabiliyor. Yüz tanıma teknolojisinin içerisinde ayrı bir güvenlik bölümünün de yer aldığı işlemcide, güvenliğin sağlam olması noktasına yapay zeka ile adım atılmış. Son olarak MWC 2018'de tanıtılması beklenen Galaxy S9 ve Galaxy S9 Plus modellerinde yer alacak Exynos 9810 için Samsung'un, seri üretime başladığı da biliniyor.

Bu öğeyi yazdır

  Kick boks nedir-Tarihçesi
Gönderen: yonetici - 01-02-2018, 07:58 PM - Forum: Spor - Cevap Yok

Kick boks nedir?

Kick boks sporu iki spor dalı Karete ve Muay Thai sporunun birleşiminden doğmuş. Teknik ve güce dayalı olan bir spordur.
Kick boks sporu, farklı tekniklerin içinde yer aldığı bir savunma sporudur. Tamamen iki farklı spor olan Karete ve Muay Thai’nin bir araya gelemesi sonucunda oluşturulmuş, güce ve teknik bilgiye dayanan bir dövüş sporudur. En önemlisi aşırı derece sert bir spor olmasıdır. Rakibinizi yenmek için yüksek güç gerektiren bu spor, diğer birçok spordan daha fazla enerji ve güç harcamanızı sağlar.
Kick boks sadece saldırı sporu değildir. Kick boks, tekme ve yumruk kullanmayı içeren bir spor dalı olduğu için muhakkak eldiven, kask ve dişlik gibi malzemelerin kullanımı zorunludur. Bu sporda uzmanlaşmak isteyenler için İyi bir kondisyona sahip olmak ve eğitmenlerin her söylediklerini dikkate almak ve söylediklerini harfiyen yerine getirmek önemlidir. İlk birkaç ay kondisyon çalışmakla geçer.
Daha sonra teknik ve taktik antrenmanlara geçilir. Tekme, yumruk, diz ve dirsek darbeleri zaman içerisinde sporcuya öğretilir. Gardını hangi durumlarda nasıl alması gerektiği anlatılır. Kick-Boks’un sadece saldırı sporu olmadığı; saldırı ve savunmanın aynı dozajda ve aynı konsantrasyonla yapılması gerektiği uygulamalı olarak gösterilir.
Tarihçesi
Kick boks tarihsel olarak Karate, Thai Boks (Tayland Boksu) ve batı boksu sporlarından geliştirilmiş, genellikle kendini savunma amacıyla, tekme ve yumruğa dayalı ayakta yapılan bir dövüş sporudur. Kick Boksun temelleri Asya’da 2000 yıl öncelerine kadar uzanmaktadır. Japon Kick Boksu 1960’lı, Amerikan Kick Boksu 1970’li yıllarda ortaya çıkmıştır.
[Resim: small-kickboks-mk9isexh.jpg]
Japon Kick boksu 1993 yılında K1 haline gelmiştir. Tarihsel olarak Kick Boks, çeşitli geleneksel stillerin birleşiminden meydana gelmiş karma bir dövüş sporu olarak düşünülebilir. Bu yaklaşım 1970’li yıllardan beri artarak kick boks sporu popüler hale gelmiştir. 1990’lı yıllardan beri ise Kick Boks, değişik dövüş tekniklerinin birleşmesiyle karma dövüş sporlarının ortaya çıkmasında  katkıda bulunmuştur.
1976’da Avrupa’da yaygınlaşan Kick boks, WAKO’nun organizasyonlarıyla gelişmeye başlamıştır.  WAKO’nun  Kurucusu Berlin’den Mr. Georg Bruckner’dir. Kendisi 1978’de 18 ülkeden 110 sporcu ile Semi ve Full Contact Karate branşlarında ilk Dünya şampiyonasını düzenleyen kişidir. Sonrasında WAKO ivedilikle yeni dövüş sporları için kuralları ve düzenlemeleri oluşturdu ve dünyada özgün bir Kick Boks Federasyonu olarak görevini sürdürdü. Her bir üye ülke her bir ağırlık kategorisinde yalnızca bir sporcu ile temsil edilmekte ve böylelikle en iyi sporcuların katılımı sağlanmaktadır.
Kick Boks bir çok  uluslararası kuruluş tarafından temsil edilmektedir. Ancak, en büyük Federasyonların başında WAKO (Dünya Kickboks Organizasyonları Birliği)  gelmektedir. 
1980’li yılların sonuna doğru bu gelişmelerde bir dönüm noktası oldu. WAKO İlk olarak, WUKO’da Karate Şampiyonu olmuş olan (1972) İtalya’lı Ennio Falsoni tarafından yönetiliyordu. PKA’da ise birçok başarılı kişinin emekli olmaya başlaması sebebiyle rüzgar ters yönden esmeye başladı.

WKA ise hem Howard Hanson hem de Arnold Urquide kaybetti ve bunun üzerine Avrupa’da Hollanda’lı Fred Royers ile aslen WAKO’ya has olan Semi, Light ve Full Contact branşlarında organizasyonlar yapmaya başladı. Ennio Falsoni, Fred Royers ile bir anlaşmaya varmak için girişimlerde bulundu. Bu anlaşma ile WKA’nın WAKO sınırlarında yer alan branşlarda müsabaka düzenlememesi ve WAKO’nun da WKA’ya bacaklara tekme atma hakkını vererek sporcuların profesyonel anlamda WKA’da yarışmalarına izin verilmesiydi.
WKA bu teklife olumsuz yanıt verdi. Açıktır ki teklifin WAKO’dan gelmesi sebebiyle kendilerini güçlü ve WAKO’yu güçsüz gördüler. Daha sonra, WAKO 1991 yılında Madrid’de yapılan bir toplantıda Low Kick ismindeki ve halen çok yüksek ilgi toplayarak büyüyen branşı başlatma kararı aldı. İlk zamanlar sadece birkaç ülke bu branşa ilgi duymasına rağmen ilgi büyüktü. WAKO buna ilave olarak WKA’nın sunduğundan farklı bir şekilde bir branşı kullanmaya başladı.
Bu sayede Muay Thai’in bir tarzı olan Siamese’deki gibi kaval yardımıyla vuruş ve bu tekniğe karşı ne şekilde blok alınacağını öğretmeye başladı. Low Kick branşındaki Sprocular Muay Thai sporuna ilgi duymaya başlamaları bu sebeptendir. Her ne kadar teknikler benziyor olsa da sporcular her iki sporunda kültürünü, tarihini ve uygulanışındaki farklılıkları bilmektedir.  Bu sebeple WAKO 2000 yılında Thai/Kick  Boks ve Aero-Kick Boks, 2010 yılında da Kick Light branşlarını da kapsamına dahil etti.
WAKO turnuvalarında yarışmadan önce her bir sporcu kendi ülkesinde zorlu ve uzun bir seçmeye tabi tutulur. Normal olarak bu kişiler zaten belirli bir Kick Boks stilinde kendi ağırlık kategorisinde ülkelerinin ulusal şampiyonlarıdır. WAKO 8 farklı Kick Boks stilini önermektedir. Bunlar Semi Contact, Light Contact, Full Contact, Low Kick, K1 kuralları, Aero-Kick Boks, Müzikal Form ve Kick Light’dır. Beş stil tatami üzerinde yapılırken diğer üç stil ringde yapılır.
Bu yüzden WAKO mümkün olan en iyi Kick Boks dövüşlerini garanti etmektedir ve onun altın madalyalı sporcuları gerçek şampiyonlardır. Bugün WAKO 5 kıtada 110 milletten oluşmaktadır ve büyük çoğunlukla WAKO en güçlü en iyi Ulusal Kick Boks Organizayonlarını birleştirici görev üstlenmektedir.
WAKO’ya şu anda 88 Ulusal Federasyon üyedir bu federasyonlar resmi olarak kendi ulusal olimpik komiteleri veya en yüksek devlet spor otoriteleri tarafından tanınmaktadır. Bugün WAKO dünya genelinde 15 binden fazla kulüp ve milyonlarca  Kick Boks’çunun olduğu bir alanda faaliyetini sürdürmektedir. WAKO tarafından her yıl ulusal, Uluslararası  binden fazla amatör organizasyon düzenlemektedir.
Kick boks müsabakaları
Kick boks müsabakaları genel olarak 3 ana disiplin başlığı altında yapılır. Bu disiplinler; Semi Contact, Light Contact ve Full Contact’dır.
Semi Contact: Yetişkin erkeklerde 57 kilodan 94+ kiloya kadar çeşitli sıkletler vardır. Yetişkin bayanlarda ise50 kilodan 70+ kiloya kadar sıkletler mevcuttur. Gençler ve minikler için hem sıkletler hem müsabaka talimatnamesi çeşitli değişiklikler gösterir. Müsabakalar 2şer dakikadan 3 raunddur. Puanlama sistemiyle kazanan belli olur. Başın üstü, sırt ve boyun vurulması yasak bölgelerdir.
Light Contact: Yetişkin erkeklerde ve bayanlarda sıklet durumları Semi Contact disipliniyle aynıdır. Müsabakalar 2şer dakikadan 3 raunttur. Semi Contact’dan farklı olarak hız ve tekniğe bağlı değildir sadece bu disiplin. Aynı zamanda yüksek güç ve dayanıklılık da barındırır. Maç genelde durdurulmaz, puanlama yahut nakavt ile son bulabilir.
Full Contact: Adından da anlaşılacağı üzere bu disiplinde rakiple dişe diş bir mücadeleye girilir. Bu disiplinde kullanılan kurallar K1 profesyonel liginde kullanılan kurallara eşdeğerdir. Kick Boks’un en profesyonel halidir.
Müsaade edilmeyen vuruşlar
• Boğaza, karnın altına, böbreklere, sırta, eklemlere, kasıklara ve kafasının ve boynun arkasına vurmak
• Dizle, dirsekle, elin kenarıyla karate vuruşu, kafa atmak, başparmağıyla ve omuzla vurmak
• Müsabıkın sırtını rakibine dönmesi, koşması, düşmesi, bilerek tutunması, gözle görülmeden uygulanan her tür teknikler,
• İplerin arasına sıkışmış rakibe saldırmak,
• Ellerinden ya da dizlerinden biri yere değdiği sürece düşmekte olan ya da yerde bulunan rakibe saldırmak,
• Ringi terk etmek,“STOP” ya da “BREAK" komutundan ya da raundun bitiş işaretinden sonra  müsabakaya  devam etmek,
• Yüzü ya da vücudu yağlamak,
• Dişliğini tükürmek,
• Kuralların ve düzenlemelerin ihlal edilmesi bu ihlallerin büyüklüğüne göre uyarı ve eksi puan almaya hatta diskalifiye edilmeye yol açabilir.

Müsaade edilen teknikler
• Her tür boks yumruğu,
• Backfıst (dış el yumruğu ), 
• Karşı tekme, 
• Yan tekme,
• Dairesel tekme, 
• Topuk tekmesi,
• Hilal tekme,
• Balta tekme,
• Uçar tekme,
• Dizle rakibin bacaklarına, vücuduna ya da kafasına vurmak,
• Kaval kemiğiyle vücudun müsaade edilen bölgelerine ve kafaya vurma imkanı vardır.

Bütün bir müsabaka esnasında el ve ayak teknikleri eşit oranda kullanılmalıdır. Ayak teknikleri sadece açıkça rakibe güç kullanarak vurma amacı taşıdıklarında kabul edilir. Sporcular tekniklerin tamamını bütün güçleriyle uygulamalıdırlar. Kısmen hedefinden sapan, engellenen ya da dokunmadan öteye geçemeyen, hedefi sıyıran ya da iten teknikler puanlamaya dahil edilmez.

Bu öğeyi yazdır

  Binicilik nedir?
Gönderen: yonetici - 01-02-2018, 07:57 PM - Forum: Spor - Cevap Yok

Binicilik nedir?

Ata binme bilgisi ve sanatıdır. Atlı sporların esasını teşkil eder. Biniciliğe yeni başlayan bir kimse önce manej denen kapalı biniş yerlerinde çalışır. Kendine güveni geldikten sonra araziye çıkar. Binici her şeyden önce eyerin üzerinde sağlam durmasını bilmelidir. Baş dik, göğüs hafif önde, bel hafif çukur, dizler eyere yapışık, bacaklar yere dik topuklar atın karnına değecek şekilde, ayak burunları da hafifçe dışa dönük olmalıdır. Ayaklar en geniş yeriyle üzengilere basmalıdır. Binicinin ağırlık noktası, atın ağırlık noktasından geçen dik çizginin üzerinde bulunmalıdır.
Atın gerektiği zaman ileri sürülmesine, «sürüş» denir. Bu da baldırların eşit kuvvette kolanın üzerine bastırılmasıyla olur. Baldır hareketine cevap vermeyen sert atlar için mahmuz kullanılır. Fakat yersiz mahmuz hayvanı daha sinirli yapar. Ata yapılacak hareketlerin makul olması lazımdır. İcabında ceza da verilmelidir. At binicisine itaat edebilmek için onun üstünlüğünü hissetmeli, ona güvenmeli, onu sevmelidir. İnsanla at arasındaki yakınlık binlerce yıl önce başlamıştır. Bu yakınlık, bir sanat halini almış, günümüzde teknikleşen zamanımız insanını heyecanla bu asil spora bağlamıştır. Binicilik en eski ata sporlarımızdan biridir. Türkler atı, yük taşımakta, araba çektirmekte, avda ve savaşta kullanmışlardır. Bilhassa harplerde kullanılan atlar özel bir eğitimle yetiştirilirlerdi.
Orta Asya’daki Türklerden Osmanlılara gelinceye kadar bütün devletlerin vaz geçilmez harp vasıtalarından olmuştur. Türklerin terk etmedikleri üç hasletinden biri attır. Darbımesel olarak dillerde dolaşan, "At, avrat, silah bırakılmaz." sözü hala kullanılmaktadır. Günümüzde anadolu köy düğünlerinde oynanan cirit, oğlak gibi oyunlar, Türklerin çok eskiden beri yaptıkları atlı sporlardan bazılarıdır. Osmanlılar at terbiyesine çok önem verirlerdi. Sulh zamanı uzun süren eğitimler, atları, savaş alanlarının korkusuz yiğitlerinin candan arkadaşı yapardı. Zafer nağmelerinin göklere yükseldiği mehteran marşları ile atlar şaha kalkar, düşman üzerine hücumda sabırsızlık gösterirlerdi. Talimlere o kadar dikkat edilirdi ki, kulağı hassas olan bu hayvanlar mehteran susunca tedirgin olurlar, geriye çekilmenin olacağını sezerek huysuzlaşırlardı.
[Resim: small-binicilik-y7lhax4c.jpg]
Binicilik, binici ve atının seviyesi ve tekniği bakımından sahip oldukları kabiliyeti ortaya koyan bir spor gösterisidir. Binicilik yarışmaları üçe ayrılır: Engelli yarışma: Gerek yürüyüş, gerek sıçrama yönünden çok dikkat ve kesinlik isteyen bir yarışmadır. eğitim yarışması: Bu yarışmada atın eğitim durumu ölçülür. Piste giriş, hakemleri selamlama, yan, omuz içeri ve sağrı içeri yürüyüşler, adeta, tırıs, dörtnala stilindeki yürüyüşler, binicinin ayak değiştirmesi, yaslanma, mecburi geçişler ve sonunda bitiş duruşu gibi atın durumunu kontrol eden çalıştırma hareketleridir. Komple yarışma: Bu yarışmalarda, engel aşma, eğitim derecesi, binicinin ustalığı, yokuş tırmanış ve iniş, duvar, ağaç kütüklerini aşmalar yapılır. Yarışmalar komple spor gösterileri halinde olduğundan çok zevklidir. Bu yarışmalar için gerek at, gerekse binici yönünden çok yüksek niteliklere ihtiyaç vardır.
[Resim: small-binicilik-uhnnrabq.jpg]
Jokey, jokey yamağı (aprnti), centilmen biniciye verilen isimlerdir. Jokey, para karşılığı ata binen; jokey yamağı, at sahipi veya antrenöre bağlı ve en az üç yıl süre sözleşmeli jokey adayı; centilmen, biniciliği meslek kabul etmemiş amatör kişidir. Bedenleri küçük olan jokeyler, pantalon, çizme, bluza benzer jokey ceketi ve takviyeli miğfer taşırlar. Bunların rengi at sahipine ait renklere uyar. Eğerlerin ağırlıkları çok azdır (yaklaşık 1/2 kg). Üzengileri çok kısaltılmıştır. Bundaki gaye jokeylerin öne doğru eğilmelerine kolaylık içindir. Tozluk ve bandajlara izin verilir. Yarışta en geç 15 dakika evvel jokey (eğer, üzengi, kayışlar, örtü, kura ile seçilen numara örtüsü ve kurşunla takviye edilmiş ağırlık örtüsü) tartılır. Bundaki maksat, ilan edilen ağırlığa uyup uymadığının tesbiti içindir.
Biniciliğin en önemli kaidesi ata binmesini bilmektir. Binicinin yapması gereken hareketleri kolaylıkla icra edebilmesi için ata çok iyi oturması lazımdır. Göğüs hafifçe öne eğik, baş dik, bel hafif çukur, bacaklar yere dik, dizler eğere yapışık, üzengilere sağlam basması gereken ayaklarının topukları ise atın karnına yapışık olmalıdır. Binici, dizgin, ağırlık ve baldırları sayesinde ata yardımcı olacak bazı hareketler yapar. Mesela sola dönüş yaparken binici ağırlığını sol yana vererek ata yardımcı olur. Kırbaç ve mahmuz yardımıyla da at istenildiği yönde hareket ettirilir. Gereksiz, kırbaç, dizgin ve mahmuz darbeleri atı huysuzlaştırır ki, bu da istenmeyen durumlar meydana getirir.
Engelli atlama (konkurhipik): Binicilik birinciliklerinde güç sınıfa göre belirlenmiş sayıda yüksek ve genişlikte bulunan engellerden sıralanmış zaman içinde atla atlama yapılır. Atlama yarışları açık sahada, kapalı hallerde tek ve ekipler olarak gerek erkek, gerekse bayanlar tarafından (karma olarak da) yapılır. Burada atlama kabiliyeti, atların dayanma güçleri ve binicilerin bilgileri değerlendirilir. Binicilikte atlamada en az hata yapan ve zamanı aşmayan binici önemli rol oynar. Dört köşe olan çimenli saha dışında seyirciler için tribün, hakemleri için kule, ahırlar ve hoperlörler bulunur. Parkurun uzunluğunca çıkış yerinden hedefe kadar muhtelif şekillerde engeller bulunur. Standartlara göre en az zaman dakikada 350 metredir.
Bu zamanın gecikmesinde biniciye zaman kaybı puanı verilir. Belirlenmiş, en az zaman iki katına çıkarsa, binici yarışmadan ihrac edilir. Yarışlara kaydı bulunan atların başları yanında bulunan kayışa, yarış programı numarası bağlanır. 6 yaş sınıfındaki atların ağırlığı en az 75 kg (biner ve eğer takımı ile), bayanlarda ise 70 kg olmalıdır. Erkek binicilerin elbiseleri kırmızı veya siyah renginde olan ceket, beyaz pantolon, siyah çizme, beyaz gömlek, beyaz kravat veya plastran, siyah yarış kasketinden ibarettir. Bayan biniciler ise, yuvarlak siyah şapka, kırmızı veya siyah çeket yerine yeşil, mavi veya kahverengi elbise kullanabilirler.
[Resim: small-binicilik-r5mnpp8p.jpg]
Türkiye’de konkurhipik: Yurdumuza ilk girişi 1910'dan sonradır. 1913 yılında İstanbul’da kurulan Sipahi Ocağı bu yolda atılan en büyük adımı teşkil eder. Ocağın faaliyeti ordu tarafından finanse edilmiştir. Biniciliğin gelişmesinde en büyük rolü, Türk ordusu oynamış ve uzun yıllar Türk binicilik sporunu her yönüyle ordumuz destekleyip başarıyla yürütmüştür. 1911’de süvari Binicilik Okulu, Balkan Harbinde; karma okul sonra açılmasına rağmen, Birinci Dünya Savaşı ve istiklal Harbinden sonra; Konya Ilgın’da açılan okul bir müddet sonra kapanmış, Cumhuriyetin ilanından sonra ise İstanbul’da Orhaniye kışlasından ve Harp Okulu ile Sipahi Ocağının tesislerinden istifade edilmiştir. Sonra bugünkü yeri olan Ayazağa tesislerine taşınmıştır.
Türk binicilerin milletlerarası müsabakalarda kendilerini göstermeleri 1931 yılında başladı. 1-4 Ekim 1931 yılında Sofya’da Bulgaristan binicileri ile karşılaştılar. Bir sene sonra Avrupa’nın en büyük atlı yarışması olan Nis Konkurhipiklerinde ilk büyük başarıyı gösterdiler. Bu müsabakaya Avrupa’nın yedi milletine mensup seçkin biniciler katıldı. Mülazım (Teğmen) Saim Bey, Kısmet isimli atıyla ikincilik kazandığı gibi, "Belçika Mükafatı" yarışmasında aynı atıyla üçüncülüğü kazandı. 1934 yılında Viyana Konkurhipiklerinde Mülazım Cevat Bey, Güdük isimli atıyla iki birincilik kazanarak bayrağımızı ilk defa şeref direğine çektirdi. Bundan sonraki senelerde yapılan konkurhipiklerde Cevat Kula, Cevat Gürkan, Saim Polatkan, Eyüp Öncü kazanılan başarıların en büyük isimleridir.
1 Mayıs 1938 yılında Roma’da yapılan milletlerarası yarışmalarda "Cevat Kula, Cevat Gürkan, Saim Polatkan ve Eyüp Öncü"den kurulu ekibin dünyanın en büyük yarışlarından biri olan Mussolini kupalarını kazanması Türk binicilik tarihinin en büyük zaferlerindendir. İkinci Dünya Harbi ile duraklamaya giren binicilik sporu, 1948’den sonra yeniden başladı. Salih Koç, Ziya Azak, Alpaslan Güneş, Nail Göneli, Kemal Özçelik, Bedrettin Böke ile Fethi Gürcan milletlerarası binicilik alanında yeni başarılar kazandılar.
1960 yılından sonra sivil ve asker binicilerin müşterek çalışmaları yeni şampiyonların çıkmasını sağladı. Gerek yurt içinde gerekse yurt dışındaki yarışmalarda Türk binicilerinden Fevzi Atabek’in 1973’te Balkan ikinciliği, 1980’de bir birincilik, iki ikincilik gibi yeni başarılar kazandılar. Bunlardan İbrahim Murat, ateş Dağlı, İsmail Samsa, Levin Okçuoğlu, Ergin Mirel, Kemal Öncü, Atıf Kaçıl, Nurettin Yaran, tunç Çapa son dönemin büyük isimleridir.
Sözlükte "binicilik" ne demek?
1. Ata binme ustalığı.
2. Ata binilerek yapılan spor.

Cümle içinde kullanımı
Artık köy ağaları, çocuğun biniciliğini kahve tartışmalarının başlıca konuları arasına koydular.
- H. E. Adıvar

Binicilik kelimesinin ingilizcesi
adj. riding
n. horsemanship, equitation, riding, show jumping

Bu öğeyi yazdır

  Bilardo nedir-Bilardo Bilgileri
Gönderen: yonetici - 01-02-2018, 07:54 PM - Forum: Spor - Cevap Yok

Bilardo nedir?
Bir kapalı salon oyunudur. Dikdörtgen bir masada, üç topla ve ıstaka denen sopayla oynanır.
Bizde oynanan bilardoda masanın eni 1 metre 53 santim, boyu da 3 metre 5 santimdir. Bilardo masasının üstü kaygan taş (arduvaz) dan yapılır. Son derece düzgün olan bu taş yeşil çuha ile kaplanır. Masa yüzünün iç kenarları kauçuktan yapılmış, yine çuha kaplanmıştır.
Bilardo toplarının çapı 6 santim kadardır. Fildişinden yapılır, cilalanır. Şimdi plastik toplar da yapılmaktadır. Toplardan ikisi beyaz, biri kırmızı olur. Beyaz toplardan birinin üzerinde siyah bir benek vardır. Istakaların uzunlukları genel olarak 1,5 metre kadardır. Dişbudak veya elma ağacından yapılır.
Sapının çapı 4, topa vurulacak olan ucunun çapı ise yarım ile bir santim kadardır. Ucu sert köseleden yapılmıştır. Topa vurunca kaymaması için tebeşirlenir. Memleketimizde oynanan bilardo çeşidine Fransız yahut Amerikan bilardosu da denir. Uç topla oynanır. Oyunculardan biri benekli, öteki de beneksiz beyaz topu alır. Oyunun esası, kendi topunu hem kırmızıya, hem de rakibin topuna çarptırmaktır.
Bunu başarırsa, bir karambol yapmış olur. Her karambol bir sayı sayılır. Karambol yapan, oyuna devam etme hakkını kazanır. Karambol yapamayınca, oyun sırası rakibine geçer. Oyunun ne zaman biteceği, önceden kararlaştırılan bir sayıyla tespit edilir. Bu sayıya daha önce erişen, partiyi kazanmış olur. Bilardonun ilk önce Fransa'dan çıktığı söylenirse de, bu konuda bir fikir birliği yoktur.
Bazıları oyunun İngiltere'de doğduğunu İleri sürerler. Avrupa'da oyun 15. yüzyıldan itibaren yaygınlaşmıştır. Memleketimize 19. yüzyılın ikinci yarısında girmiş, büyük rağbet görmüştür. Memleketimizde usta bilardo oyuncuları arka arkaya 300 - 350 karambol yapabilmektedirler. Dünya rekoru ise bu sayının iki katı kadardır.
Masanın kenarlarına içten yerleştirilmiş kauçuk bantlar da aynı kumaşla kaplanır. Karambol da denen Fransız bilardosu deliksiz masada oynanır. İngiliz bilardosu snooker ve öteki delikli bilardo oyunları her köşesinde ve uzun kenarlarının ortasında birerden toplam altı deliği bulunan masada oynanır. Bilardo ilk defa 15. yüzyıl ortalarında Fransa'da oynanmaya başlandı.
Sonraki yüzyıllarda çeşitli Avrupa ülkelerinde ve ABD'de yaygınlaştı. Bilardo çeşitleri temeldeki benzerliğe rağmen değişik oyun kaidelerine göre oynanır. Üç bantlı bilardo, Fransız bilardosu, çizgili bilardo, delikli bilardo, rotasyon, snooker, çanak, golf bilardosu, beyzbol bilardosu, bogatel, şans ègal gibi çeşitleri vardır.
Bilardo tarihi
Avrupa'nın en çok ilgilenilen 5 sporu arasında yer alan bilardo, indoor (kapalı alan) sporu olmasına rağmen 14. yy'da açık alanda oynanan bir oyun olarak ortaya çıktı. Masada oynanan ilk bilardo oyunu 1470'te görüldü. Bilardoya benzeyen oyunların milattan önce oynandığı kaynaklarda geçmekte. Bu oyunun yaygınlaşmasının Fransa kralı 14. Louis döneminde gerçekleştiği söylenir. İlk önce delikli masalarla, daha sonra üç topla Fransa'da oynanmış, ilerleyen yıllarda halk arasında da sıkça oynanmaya başlamıştır.
Günümüz bilardosunun ilk örnekleri 16.yy'da saraylarda görülmüştür. Önceleri tahta zemin ve tahtadan yapılmış bantlarla oynanan bilardo gerek malzeme gerekse kurallar açısından değişimlere uğrayarak bugünkü durumuna gelmiştir. Bilardo topları fil dişli malzemeden imal edilmiş, ancak 19.yy sonlarında sentetik toplar kullanılmaya başlamıştır. Lastik bant ve kösele ucun icadı, istekaların günümüzdeki şekli alması, sürekli değişen kurallar sonucu 20.yy başlarında bir yarışma sporu olarak ortaya çıkmıştır.
Duruş
Genel olarak ayakların vücudun ve kollarin pozisyonu olarak tanımlayabiliriz. Önce ayakların pozisyonuile başlayalım. Sağ elini kullananların sol Ayak ve sağ ayak arası 30 - 40 cm. aralık ve 45 derece veya buna yakın açıda olmalı bununla beraber sol ayağın pozisyona bakar istikamette olmasi gerekir. Bacaklarda kasılma veya gerilme olmayacak şekilde rahat vücudun ağırlığı da iki ayak üzerinde olmalıdır.
Sol el kullananlar bu işlemin tam tersini yapmalıdırlar. Sol kol omuzdan ve beli kırmadan masaya uzanmalı kol çok gergin olmayacak şekilde bir şey alıyormuşcasına uzatılmalıdır. Istakanın konumu; vücuda çok yakın olmamakla beraber iki kaşımızın ortasında ve burun ile paralel olmalı. Çenemizden 15 - 20 cm. arası biz uzaklık sagğanmalıdır.
Tutuş
Sol ve sağ elin genel olarak kullanımı doğrultusunda bir takım hareketler bütünüdür. Sol el avuç içi masaya yapışacak şekilde masaya yerleştirilir. İşaret parmağı ile başparmak bir kafes şeklinde tutulur. Oluşturulan kafes içinden ıstaka aşırı çıkartılmamalı çok gevşekte bırakılmamalıdır. Oluşturulan kafes vuruş çeşidine göre değişir (sırt - kleps - normal vuruş vb.). Öte yandan sol kolun düzlüğü bozulmamalıdır.
Vuruş
Vuruşun en önemli öğesi istakanın gidip gelme hareketidir (Limage). Bunun sonucu olarak ıstakayı tutan sağ kolun dirsekle 90 derece Açı yapması sağ elin ıstakayı ağırlık noktasından kavraması sağ omuzda hareketsizlik Limage’in düzgün olmasındaki temel şartlardır.
Genel kurallar
1. Müsabakalar artistik hariç tüm branşlarda bant atışıyla başlar. Topu kısa banta yakın bırakan oyuncu oyuna başlama veya rakibini başlatma hakkına sahip olur. Bant atışını kazanan oyuncu top seçme hakkına da sahip olacaktır.
2. Tüm branşlarda aşağıda belirtilen kurallar faul olarak kabul edilip oynama hakkı rakip oyuncuya geçecektir. Faullü vuruş sonrasında sayı olsa bile geçersiz sayılacaktır.
 Toplardan herhangi biri hareket halindeyken yapılan vuruş geçersizdir.
• Oyuncunun toplardan herhangi birine elinin kolunun veya kıyafetinin (kazak gömlek kravat v.s.) temas etmesi ya da tebeşir düşürerek toplara temas ettirmesi fauldur. Oynama hakki rakibe geçecektir.
• Toplardan herhangi biri masa dışına çıkar veya kupesteye temas ederek masa içine düşerse fauldur. Oynama hakkı rakibe geçer. Sayı alınmışsa geçersizdir.Çıkan top ıstaka topu dışında bir topsa orta noktaya yerleştirilir. Eğer ıstaka topu masa dışına çıkmışsa açılış bölgesinin ortasına yerleştirilir. Ender görülebilecek bir durum olan üç topun birden çıkması halindeyse açılış yapılmaz kırmızı top açılıştaki yerine rakip oyuncunun topu orta noktaya ıstaka topu ise açılış bölgesinin ortasına yerleştirilir.
• Yanlış topla oynandığında sayı geçersizdir. Oynama hakkı rakip oyuncuya geçer.
• Atış yapılacak topun diğer toplardan birine yapışması halinde yapışan top görülerek oynanamaz. Böyle bir durumda yapışan topun fazla hareket etmemesi koşuluyla pike veya brikol atılabilir.

3. Bant atışı ile birlikte toplara hakemden başkası dokunamaz.
4. Oyun süresince normal mola süresi 3 dakikadır. Bu mola hakkı maçın ortalarında hakem tarafından oyunculara iletilir. Taraflardan sadece birinin isteği ile bu yasal mola hakkının kullanılması zorunludur. Bunun haricinde bir sebeple mola isteği hakemin insiyatifine bağlıdır. Hakem oyunu fazla geciktirmeden bitirmek zorundadır.
5. Rakip oyuncu vuruş yapmak üzere iken konsantrasyonunu bozabilecek gürültüler (tebeşir sürmek ıstaka ucu zımparalamak v.s.) yapılmamalıdır.
6. Rakibin oyunu oturarak izlenmelidir.
7. Müsabakalarda her oyuncu kendi tebeşiri ile oynamalı ve sıra kendisinde değilken tebeşirini masada bırakmamalıdır.
8. Müsabaka boyunca mecbur kalınmadıkça rakiplerin birbirleri ile konuşmaması gerekir. Sorunlar ya da istekler sadece hakem aracılığı ile çözülmelidir.
9. Tertip komitesince belirlenecek kıyafet zorunluluğuna uymak gerekmektedir.
Bilardo masası
Delikli ve deliksiz olmak üzere iki guruba ayırdığımız bilardo masaları imalat çeşitlerine ayak yapılarına göre de çeşitlilik arz etmektedir. Ancak imalatı ne şekilde olursa olsun bütün bilardo masaları değişmez uluslararası standartlara uygun ölçülerde imal edilmektedir. Bir bilardo masasının iç havuz ölçüleri değişiklik arz edebilir fakat mutlaka boyu eninin iki katı olmalıdır. Standartlara uygun bazı masa ölçülerini aşağıdadır.
142×284 cm. Maç masası
127×254 cm. Pool - Yarı maç (dömi masa) masası
172×344 cm. Snooker masası.

Turnuvalarda kullanılan bilardo masaları yerden 75-80 cm. yükseklikte olmalıdır. Uzun bantlarda 7 kısa bantlarda ise mesafeleri birbirine eşit ve diabant Diamond ya da baklava adı verilen işaretler bulunur.
Bilardo topları
Fenol reçinesinin preslenmesi ve tornalanması ile imal edilirler. Bu Maddenin özelliği dielektrik katsayısının çok düşük olmasıdır. Karom disiplinleri için 615 mm çapında ve 205-220 gr. ağırlığında olmalıdır. Ancak bir masadaki toplar arasında 2 gr.dan fazla fark olmamalıdır.
Istaka
Istakalarda %7 neme kadar kurutulmuş sert Ağaç kereste kullanılır. Şaft kısmı akgürgen kelebek dip kısmı ise Abanoz ceviz teak dişbudak gibi kereste kullanılarak imal edilirler. 140-145 cm. boyunda olan ıstakalar için 510-550 gr. arası olanlar tercih edilir. Istakanın dip çapı 32 mm. Uç çapı ise 10-15 mm. arası olmaktadır.
Cepli bilardo kuralları
1. Rakipler arasında oyuna başlama önceliği her iki oyuncunun birlikte yapacağı bir atışla belirlenir. Her iki oyuncu ellerinde birer ıstaka topu ile açılış çizgisi gerisinde açış noktasının sağında ve solunda olarak yer alıp açış alanı içinden arka kısa banda çarpıp geri dönecek şekilde vuruşlarını yaparlar.
Ön kısa banda en yakın kalan topun sahibi atışın galibidir. Ancak bu atışta kazanan topun arka kısa banda en az bir defa teması şarttır. (Bant Atışı). Bu atışı kazanan oyuncu set açılışını yapma veya açış önceliğini rakibine kullandırma seçeneğine sahip olur.
2. Açış vuruşu açış alanı içindeki herhangi bir noktadan yapılabilir. Toplar her ayrı bir oyun disiplinindeki özel kurallara göre dizilir. Istaka topuna ıstakanın ucu temas ettikten ve top açış çizgisini geçtikten sonra oyun başlamış sayılır.
3. Eğer her oyun disiplinindeki özel bir kuralda belirtilmemişse bir atışın geçerli sayılabilmesi için ıstaka topunun en az bir hedef topa temas etmesi ve sonra;
• En az bir hedef topun cebe düşmesi veya;
• Istaka topu veya herhangi bir hedef topun en az bir bantla temas etmesi şarttır. Bu koşulların gerçekleşmemesi hali faul sayılır.

4. Geçerli bir atış sonucunda oyuncu cebe (ceplere) top düşürmeyi başaramazsa “el” rakibe geçer.
5. Aşağıdaki belirtilen hareketler Faul sayılır.
•  Istaka topu önce nizami olmayan bir hedef topa temas ederse veya ıstaka topu nizami bir topa temas eder ve hiçbir top bir banda doğru yeterince hareket almaz veya akabinde cebe düşmezse
• Istaka topu cebe düşerse.
• Herhangi bir top oyun alanı dışına çıkarsa.
• Eğer oyun hakem tarafından yönetiliyorsa; atıştan önce sonra veya atış sırasında herhangi bir topa ıstaka elbise veya vücudun herhangi bir bölümü ile temas etmek faul sayılır. Eğer oyun hakem tarafından yönetilmiyorsa; ıstaka topuna oyun halindeyken temas etmek kasıtla bir hedef topa temas etmek veya kazanan atışın sonucunu etkileyecek bir topa temas etmek faul sayılır. Ancak atışın sonucuna etki etmeyecek bir topa kazaen temas etmek faul sayılmaz. Atış yapmayan oyuncunun tercihine göre yerleri bozulan toplar eski pozisyonlarına getirilir veya oldukları gibi kalır.
• Banda yapışık bir topa oynarken cebe bir top düşürememek veya başka bir banda çarptırmak veya ıstaka topunu herhangi bir banda çarptıramamak.
• En az bir ayak yere basmaksızın atış yapmak.
• Istaka topu veya herhangi bir top hareket halindeyken atış yapmak (Kaldığı bir noktada dönmekte olan bir top hareket halinde sayılır).
• Şayet ıstaka topunun ilk teması banda yapışık veya kendisiyle temas halinde (yapışık) olan bir topa ise ıstaka topu yapışık hedef topla temas ettikten sonra atış şu seçeneklerden biri ile son bulmalıdır;
• Bir hedef top cebe düşer.
• Istaka topu bant görür.
• Banda yapışık olan top bir bant görür (yapışık olduğu bandı terketmesi yeterli değildir.).
• Herhangi bir bantla temas halinde olan başka bir hedef top bant görür.
• Bu seçeneklerden biri gerçekleşmezse faul olur. (14+1 ve diğer oyun diğer oyun disiplinlerinde bu kuralın değişik yorumlarına dikkat ediniz.).
• Aşırı kleps pozisyonuna girerek isteka topunu bir engelin üzerinden zıplatmaya çalışmak fauldür. Bir zıplatma atışı yaparken herhangi bir çıtlama faul sayılır.
• Eğer isteka topu bir hedef topla temas halinde (yapışık) ve o topa normal atışa izin veriliyorsa atış sonunda hedef top hareket ederse isteka topu hedef topa çarpmış sayılır. isteka isteka topu ve hedef top temasıyla üçüncü bir topu hareket ettirmemeye dikkat ediniz.
• İsteka topu eldeyken ve açış alanına koyulup atış yapılması gerekirken (Örn. 8 top açış faulü sonrası pozisyon düzeltme atışı) hakemin uyarısına rağmen bu alan dışına koyup atış yapılması faul sayılır.

6. Faulden sonraki penaltı (ceza) atışları her oyun disiplinindeki özel kurallarla açıklanmıştır.
7. Faullü veya temkinli atış aracıyla her oyun disiplinindeki özel kurallarla açıklanmıştır.
8. Eğer isteka topu veya herhangi bir hedef top cebe düşüp çıkıp tekrar oyun alanına dönerse cebe düşmüş sayılmaz. Top masanın üstünde kaldığı yerden devam edilir.
9. Toplar “dış etken” le hareketlenirse hakem topları ait olduğu yere yerleştirir. Eğer bu dış etkenden dolayı o sırada yapılan atış etkilenmişse toplar eski hallerine getirilerek atış tekrarlanır. Atışın başarısını etkilemeyen bir etmen varsa toplar eski yerlerine konur ve oyun devam eder. Eğer toplar ait oldukları yerlere yerleştirilemiyorsa oyun oyunu açan tarafın açışıyla tekrarlanır.
10. Cebin önünde ve düşmek üzere olan bir top 5 saniye veya daha uzun bir süre hareketsiz kaldıktan sonra “kendiliğinden” cebe düşerse cepten çıkarılıp eski yerinin mümkün olduğu kadar yakınına yerleştirilir. O sırada kontrol hangi oyuncudaysa oyuna devam etme hakkı onundur.
11. Oyuncular karar açılarını belirlemek amacıyla bantları veya çuhayı tebeşir veya benzeri maddelerle işaretleyemez. Bu hareket faul sayılı ve cezayı her oyun disiplininin kendine özel kuralları belirler.
12. Oyuncular isteka topu veya hedef topu herhangi bir açıklıktan geçip geçmeyeceklerini anlamak için top üçgen veya herhangi bir ölçü aleti kullanamazlar. Sadece isteka elde tutulduğu sürece açıklığın ölçümünde yardımcı olarak kullanabilirler. Böyle bir hareket faulü gerektirir ve cezayı her oyun disiplininin kendine özel kuralları belirler.
13. Zıplatma atışları: Tüm cepli bilardo oyunlarında ıstakayı dikerek atış yapıp darbeli vuruşla topu masa zeminine çarptırıp yükselmesini sağlamak nizamidir.
14. Eğer sırasını bekleyen oyuncu rakibi atış yaparken onun pozisyonunu bozarsa veya o sırada oyuna müdahale ederse faul yapmış sayılır. Ancak bir oyuncu sırası gelmeden oynar veya herhangi bir topu hareket ettirirse bu da dışarıdan müdahale olarak sayılır.
Üç bant kuralları
1. Bir sayı alınabilmesi için vuruş topunun en az üçbantı dolaştıktan sonra diğer toplara çarpması gereklidir.
2. Topların Yapışması Hali: Oyuna devam edecek olan sporcunun topu diğer toplardan herhangi birine yapışırsa sporcunun 4 seçeneği vardır.
• Önce bantı görerek oynayabilir.
• Yapışmayan topu önce görerek oynayabilir.
• Topların açılmasını ve yerlerine konmasını isteyebilir.
• Masse ile diğer yapışan topa çok az hareket vererek oynayabilir.

3.Topların Dışarı Çıkması Hali: Vuruşu yapıldığında toplardan herhangi biri dışarı çıktığında sayı alınsa bile geçersiz kabul edilir. Oynama hakkı rakibe geçer. Dışarı çıkmayan topların yeri kesinlikle değiştirilmez.
• Top dışarı çıkmıştır. Bu durumda oyuna 2. top başlar.
• Sadece 2. top dışarı çıkmıştır. Vuruşu 1. top yapmış ve rakibin topunu dışarı atmıştır. Oyuna 2. top devam edecektir.
• 2. ve 3. toplar dışarı çıkmıştır. Vuruşu 1. top yapmıştır. Oyuna 2. top devam edecektir.
• 3. top dışarı çıkmıştır. Vuruşu 1. top yapmıştır. Oyuna 2. top devam eder.
14+1 kuralları
1. 14+1 bir isteka topu ve 15 tane numaralanmış renkli topla oynanır. Toplar bir üçgen yardımıyla üçgenin tepesindeki top piramit noktası üzerinde 1 numaralı top sağ köşede ve 5 numaralı top sol köşede yer akacak şekilde dizilir.
2. Oyun sırasında her oyuncu cebe düşüreceği hedef topu ve cebi deklare ettikten sonra nizami bir atışla cebe düşürdüğü her bir hedef top için 1 puan kazanır. Maç için önceden belirlenmiş toplam skora ilk ulaşan oyuncu maçı kazanır.
3. Oyun sırası bant atışıyla belirlenir. Bu atışı kazanan oyuncu oyunu açma veya açılış hakkını rakibine kullandırma seçeneğine sahiptir.
4. Bir oyunu açılış sırasında; Bir hedef top ve düşürmek istediği cebi deklare edip atışını yapmalı veya isteka topunun bir topa ve sonra bir banta temasını sağlamalı ve buna ek olarak 2 hedef topun bant görmesini sağlamalıdır.
5. Bir oyuncu nizami bir şekilde hedef topları ceplere düşürmeye devam ettiği sürece masada kalır ve oyuna devam eder. Oyuncu istediği herhangi bir hedef topla oynayabilir. Ancak atışını yapmadan önce düşürmek istediği topu ve cebi deklare etmek zorundadır.
Tuş karom kombinasyon şeklinde detayların deklare edilmesi zorunlu değildir. Oyuncunun deklare ettiği topa ek olarak başka top veya toplarda ceplere düşerse her biri 1’er puan olarak oyuncunun puan hanesine yazılır. Bir oyuncu hedef top deklare etmek yerine temkinli atış deklaresi verebilir (savunma amaçlı).
6. Bütün atışlarda bir oyuncu isteka topunu bir hedef topla temas ettirmeli ve daha sonra; Bir hedef top cebe düşürmeli veya isteka topu veya herhangi bir hedef topun bir bant görmesini sağlamalıdır. Bu şartların gerçekleşmemesi halinde faul olur.
7. Her faul için faul yapan oyuncunun toplam puanından 1 puan düşürülür. İsteka topunun masa dışına çıkması isteka topunun cebe girmesi kasti faul ve üst üste 3. faul dışındaki faullerde masaya gelen oyuncu oyununa isteka topunun kaldığı yerden devam eder.
8. Nizami olmayan bir şekilde ceplere düşen toplar geri çıkartılır ve piramit noktasına yerleştirilir.
9. Istaka topunu veya herhangi bir hedef topu masa dışına çıkartmak fauldür. Eğer isteka topu masa dışına çıkarmak fauldür. Eğer isteka topu masa dışına çıkarsa o oyuncunun toplam puanından 1 puan düşürülür ve masaya gelen oyuncu isteka topunu açış alanı içine yerleştirerek oyuna devam eder. Eğer bir hedef top masa dışına çıkarsa top piramit noktasına geri yerleştirilir. O oyuncunun toplam puanından 1 puan düşürülür ve masaya gelen oyuncu isteka topunun kaldığı yerden oyuna devam eder.
10. Bir dizi topun 14. sü deliğe düştükten sonra 15. top masa üzerinde o an bulunduğu pozisyonda kalır ve ceplere düşürülmüş olan 14 top üçgenin tepesi boş kalacak şekilde dizilir. Oyuncu daha sonra masada kalmış olan 15. topu cebe düşürerek dizilmiş olan top grubunu bozmaya çalışır ve böylece serisine devam eder.
Ancak oyuncu masada kalmış olan 15. topa atış yapmak zorunda değildir. Dilediği herhangi bir hedef topla oynayabilir. Eğer masada kalmış olan 15. top üçgenin normal yerine dizilmesine engel oluyorsa açış noktası üzerine yerleştirilir. Eğer isteka topunun kaldığı yer üçgenin dizilme bölgesi içindeyse isteka topu oyuncu tarafından açış alanı içinde herhangi bir yere yerleştirilir.
11. Eğer bir oyuncu üst üste iki atışta faul yaparsa iki faul uyarısı yapılır. Eğer uyarılmasına rağmen 3. atışında da faul yaparsa her bir faul için almış olduğu 1 puan cezaya ek olarak 15 puan üst açılış atışıyla oyuna devam edilir. Bu atış için açılış açışının tüm kuralları geçerlidir.
8 Top kuralları
1. 8 top disiplini bir isteka topu (beyaz) ve 15 adet numaralanmış renkli topla oynanır. Renkli toplar iki gruba ayrılır:
• 1-7 (numara) arası düz renkli toplar.
• 9-15 (numara) arası ‘kuşaklı renkli toplar.
• 8 (numara) ‘düz siyah renkli’ son hedef topu olarak top grubunu oluşturur. Toplar eşit kenar üçgen içerisinde üçgenin ucundaki top piramit noktasına basacak şekilde 8 numaralı top üçgenin ortasında ve üçgen tabanın her iki köşesindeki toplar bir kuşaklı bir düz renkli olmak üzere dizilerek yer alırlar.

2. Oyun sırası bir bant atışıyla belirlenir veya atışı kazanan oyuncu açış yapma seçeneğine sahip olur veya rakibine açtırabilir. Bunu takip eden setlerde oyuncular sıra ile değişerek açılış yaparlar.
3. Açılış yapan oyuncu isteka topunu açış çizgisi gerisindeki açış alanı içinde herhangi bir yere yerleştirerek atış yapar. Açılışta oyuncu en az 4 topun bant görmesini sağlamalı veya en az bir topu cebe düşürmelidir. Bunların gerçekleşmemesi halinde veya başka bir faul yapılırsa masaya gelen oyuncu:
• Topları kaldığı şekilde kabul eder ve oyuna devam eder veya
• Istaka topunu alır ve açış çizgisi gerisine koyup oyuna devam eder veya
• Topların tekrar dizilmesini ister ve açılışı hangi oyuncunun yapacağına karar verir.

4. Eğer açılışta 8 numaralı top cebe düşerse açılışı yapan oyuncu topların yeniden dizilmesini isteyebilir veya 8 numaralı topu cepten çıkarttırıp piramit noktasına koydurur ve atışına devam eder. Eğer açılışı yapan oyuncu açış atışında 8 numaralı topu cebe düşürürken aynı zamanda da isteka topu cebe düşerse rakip oyuncu topları yeniden dizdirme veya 8 numaralı topu cepten çıkarttırıp piramit noktasına koydurma ve isteka topunu açış alanı içine yerleştirerek atışına devam etme hakkına sahiptir.
5. Açış atışı sonunda cebe düşen toplara bakılmaksızın masa açık kabul edilir (oyuncular henüz top grubu seçimi yapmamışlardır).
6. Açış atışından sonra deklare edilen cebe başarıyla düşürülen ilk top o set süresince o oyuncunun hedef top grubunu belirler.
7. Bir oyuncunu hedef top grubu belirlendikten sonra oyuncu birbirini takip eden tüm atışlarında isteka topunu ilk olarak kendi top grubundan bir topla temas ettirmeli ve
• Bir hedef topu cebe düşürmeli veya
• Isteka topunun veya herhangi bir hedef topun bir bant görmesini sağlamalıdır.
• Eğer oyuncunun diğer hedef topları masa üzerindeyse isteka topunun o oyuncu tarafından ilk olarak 8 numaralı topla teması faul sayılır.

8. Bir topun cebe düşürülmesi amaçlandığında bir oyuncu hem topu hem de düşürmek istediği cebi deklare etmek zorundadır. Oyunu ancak oyununa deklare etmiş olduğu kendi hedef grup toplarını nizami olarak cebe düşürdüğü sürece devam edebilir. Eğer bir oyuncu doğru hedef grubundan deklare etmiş olduğu bir topu cebe düşüremezse veya faul yaparsa kendi atış sırası biter ve el rakibe geçer.
Ceplere düşürülen tüm toplar ister nizami bir atış sonucu veya faul atışı sonucu olsun ceplerde kalır. Kombinasyon ve karom atışlarına izin verilir ve isteka topunun ilk olarak oyuncunun kendi grup toplarına temas etmesi şartıyla önceden deklare edilmesi zorunlu değildir.
9. Oyunda aşağıda belirtilen ihlaller faule nedendir:
• Nizami bir atışı uygulayamamak.
• Bir atış sırasında isteka topunun kazaen cebe düşmesi
• Açış atışında isteka topunun kazaen cebe düşmesi
• Nizami oyun dışında herhangi bir şekilde isteka topunu hareket ettirmek veya isteka topuna dokunmak faul sayılır.

10. Yapılan bir faulden sonra rakip oyuncu isteka topunu eline alır. Bu demektir ki; oyuncu isteka topunu masa üzerinde herhangi bir yere yerleştirip istediği yöne oynayabilir. Bunun tek istisnası açış sırasındaki fauldür. Bu durumda masaya gelen oyuncu isteka topunu açış çizgisi gerisine yerleştirmek ve isteka topu açış çizgisini geçecek şekilde atış yapmak zorundadır.
11. Set bir oyuncunun kendi grup toplarının tamamı cebe düştükten sonra 8 numaralı topu deklare edeceği cebe ayrı bir nizami atışla düşürmesi sonucunda kazanılır.
12. Bir oyuncu şu ihlaller sonucu seti kaybetmiş sayılır.
• 8 numaralı topu cebe düşürürken faul yapması.
• Kendi grubundan son topla birlikte 8 numaralı topu cebe düşürmesi.
• 8 numaralı topu oyun esnasında herhangi bir şekilde oyun alanı dışına çıkartması.
• 8 numaralı topu deklare ettiği cep dışında bir cebe düşürmesi.
• 8 numaralı topu nizami hedef top olmadığı durumda iken cebe düşürmesi.
• Arada bir nizami atış olmadan ardarda 3 atışta pes peşe 3 faul yapması.
• 8 numaralı topa atış yaparken 8 numaralı top cebe düşmez veya masa dışına çıkmazsa isteka topunu kazaen cebe düşürmek veya faul yapmak set kaybı değildir.

9 Top kuralları
1. 9 top bir isteka topu ve 1’den 9’a kadar numaralandırılmış 9 adet renkli topla oynanır. Toplar 1 numaralı top piramit noktasında 9 numaralı top merkezde olmak üzere “elmas” şeklinde dizilir.
2. Oyuncu her atışında isteka topunu ilk olarak masa üzerindeki en küçük numaralı topla temas ettirmek zorundadır. Herhangi bir top veya topu düşürülmek istendiği cep deklare edilmek zorunda değildir. Bu şekilde 9 numaralı topu nizami olarak cebe düşüren oyuncu oyunu kazanır.
3. Oyun sırası bant atışıyla belirlenir. Bant atışını kazanan oyuncu açılış yapmak veya rakibine kullandırma hakkına sahiptir. Takip eden oyunlarda bir oyunu kazanan oyuncu diğerini açma hakkına sahip olur.
4. Açılış vuruşunda oyuncu atışını isteka topu açış alanı içindeyken yapmak zorundadır. Açılış yapan oyuncu atışın nizami sayılabilmesi için en az bir hedef topunu cebe düşürmeli veya en az dört topun bant görmesini sağlamalıdır. Bu şartların gerçekleşmemesi veya isteka topunun cebe düşmesi halinde açılış faulü yapılmış olur ve rakip oyuncu isteka topunu masa üzerinde herhangi bir yere yerleştirerek oyuna devam eder.
5. Bir atışın nizami sayılabilmesi için isteka topu ilk olarak masa üzerindeki en küçük numaralı hedef topla temas etmeli ve sonra herhangi bir hedef top cebe düşmeli veya herhangi bir top bir bant görmelidir. Bu şartların gerçekleşmemesi halinde faul olur.
6. Bir oyuncu isteka topunu ilk olarak masa üzerindeki en küçük numaralı topla temas ettirdiği sürece o top veya herhangi başka bir veya birden fazla top cebe düşerse oyuncu atışına devam eder.
7. Nizami bir açılış atışının hemen sonra atış hakkı olan oyuncu ‘top sürme’ oynayabilir. Bir oyunda ‘top sürme’ hakkının kullanılabildiği tek atış budur. Oyuncu top sürme amacıyla atış yaptığını deklare etmek zorundadır. Bir ‘top sürme’ atışında oyuncu isteka topunu cebe düşürmediği sürece (bu fauldür) istediği yere atış yapabilir. Herhangi bir topa veya banta teması zorunlu değildir. Nizami bir ‘top sürme’ atışından sonra masaya gelen oyuncu isteka topunun kaldığı pozisyondan oyuna devam edebilir veya atış hakkını ‘top sürme’ yapmış olan oyuncuya kullandırabilir. Bir oyuncu faul yaparsa rakibi isteka topunu masa üzerinde istediği yere yerleştirip istediği yöne doğru oynayabilir.
9. 9 numaralı top dışında faullü bir atış sonucunda cebe düşen veya herhangi bir şekilde masa dışına çıkan top masaya geri yerleştirilmez.
10. Herhangi bir topun masa dışın çıkması faul sayılır. Masa dışına çıkan top masaya geri dönmez ve rakip oyuncu isteka topunu masa üzerinde istediği yere yerleştirip oyuna devam eder.
11. Eğer aynı oyuncu bir oyun içerisinde birbirini takip eden üç atışında üç kez üst üste faul yaparsa oyunu kaybeder. (O seti kaybeder).
Shooker kuralları
1875’lerde Hindistan’da İngiliz askerler tarafından oynandığı bilinmektedir. İlk zamanlarda 1 beyaz top (cue ball) 15 kırmızı top ve 1 siyah topla oynanan Snooker’de sonraları sarı-yeşil ve pembe toplar ilave edilmiştir. Mavi ve kahverengi toplarında sonradan ilavesi ile bu günkü oynanan şeklini almıştır. Oyunun İngiltere kökenli olduğu bilinmekte ve 2. Dünya savaşına kadar en parlak devrini yaşamıştır.
1960’larda renkli televizyonun icadı ile Snooker yeniden popüler olmuştur. İlk Snooker Kulübü 1885 yılında kurulmuştur ve 1908 yılında açılan “Billiards Control Club” oyununun temel kurallarını oluşturmuştur. Uluslararası Snooker Federasyonu (IBSF) 1973 yılında kuruldu. Profesyonel sporcular ise 1968 yılında “World Professional Billiards and Snooker Association (WPBSA)’yı oluşturdular.
Snooker kuralları
1. Oyuna bant atışı ile başlanır. Bant atışını kazanan sporcu başlama ya da başlatma hakkına sahiptir. Genellikle hata yapma olasılığı fazla olduğu için başlangıç hakkı bant atışını kazanan oyuncu tarafından rakibe verilir.
2. Oyuna başlayan ya da sıra kendisine gelen sporcu önce kırmızı toplardan birine veya birkaçına temas ettirmek zorundadır. Topu deliğe sokmak için atış yapıyorsa hangi delik olduğunu deklare etmelidir. Eğer deklare ettiği kırmızı topu deliğe soktu ise şimdi renkli bir topa atış yapmalı ve bu top ile sokmak istediği deliği deklare etmek zorundadır (Örn. Mavi top 3 numaralı deliğe gibi). Oyun bu şekilde bir kırmızı bir renkli top sokarak devam ettirilecektir.
3. Her sokulan kırmızı top 1 puan kazandırır.
4. Renkli toplardan sarı 2 yeşil 3 kahverengi 4 mavi 5 pembe 6 ve siyah top 7 puan değerindedir.
5. Kırmızı toplar deliklere girdiği zaman tekrar dışarı çıkarılmaz. Kırmızı toplar bitene kadar renkli toplar delikler girdikçe tekrar masadaki işaretli yerlerine konur. Kırmızı topların hepsi deliklere girdikten sonra renkli toplar puan değerlerine göre sıra ile (sarı yeşil kahverengi mavi pembe ve siyah) sokulmalıdır. Bu aşamada deliğe giren renkli toplar dışarı çıkarılmaz.
6. Beyaz top bir kırmızı topa vurmadan renkli toplardan birine çarparsa o sporcu 4 ceza puanı alır. Bu ceza puanı toplam puanlardan eksiltilir. Ancak hatalı görüş 5-6-7 nolu toplara (mavi pembe siyah) yapıldı ise ceza puanı o topun puanı kadar olur.
7. Renkli toplara atış yapılması gerekirken önce kırmızı topa temas sağlanırsa ceza puanı yine 4’tür.
8. Beyaz top deliğe girerse 4 ceza puanı alınır. Rakip sporcu oyuna istediği yerden devam edebilecektir.
9. Eğer atış sonunda deklare edilen top girerse ve beyaz top diğer toplardan bir veya birkaçını deliklere sokarsa deklare edilmese bile geçerlidir.
10. Genellikle turnuva maçları 5 galibiyet seti üzerinden oynanır.
11. Bir sette sporcunun ulaşabileceği max. Sayı 147’dir.
12. Sayısal olarak geride kalan sporcu eğer masadaki topları sokarak aradaki farkı kapatamıyorsa defans uygular. Beyaz topu saklayarak rakibin hata yapmasını ve puan kaybetmesini sağlamak zorundadır.
13. Oyunu başında her iki sporcuda pasif (karot) oyunu seçer. Hata yaparak açık pozisyon bırakan sporcu oyun insiyatifini rakibe kaptıracaktır.
Bu oyun için özel yapım araçlar (toplara ıstakanın ve elin temas etmemesi için) kullanılabilir.
Türkiye'de bilardo
Ülkemizde bilardo masaları, 19 yüzyıl sonlarına doğru saray ve konaklarda görülmeye başladı. II. Abdülhamit döneminde Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın bir bilardo tutkunu olduğu ve onun talebesi Prens Halim'in ise usta bir oyuncu oluşu, Cumhuriyete kadar geçen sürede sahip olduğumuz tek bilgi.
Atatürk'ün fırsat buldukça bilardo oynuyor olması ise bilardo tarihimiz açısından çok önemli. Ata'nın Pembe Köşk'e ve Anadolu kulübüne devrin önde gelen bürokratları ve yabancı Devlet konukları ile giderek sık sık bilardo oynadığını biliyoruz.
Bilardo masalarının ticarethanelere girişi ise ilk defa Beyoğlu Ağa Camii Sokakta bulunan Lüksemburg Bilardo Salonu ile başlıyor. Yine İstanbul'un Ulus semtinde bulunan Kurtoğlu Bilardo Salonu da 1930 – 1935 senelerinde faaliyet gösteren en eski salonlardan biri olarak biliniyor.
Dünyada bilardo
Bilardo tarihinde 19. yüzyıl sonlarına doğru başlayan ilk örgütlenmeler ve kulüpler İngiltere ve Amerika kökenli. Ancak 3 toplu ya da deliksiz bilardodaki ilk kulüp 1891'de Stuttgart'da kuruldu. 1901 yılında bir çok kulüp yan yana gelerek Alman Amatör Bilardo Birliğini oluşturdu. Günümüzde DBU (Almanya Bilardo Federasyonu) adını alan bu kuruluş Avrupa Bilardo Konfederasyonunun (CEB) da temelini oluşturmuştur. Bilardo sporu kategorileri ayrı ayrı federasyonlar tarafından organize edilmektedir.
• UMB (Dünya Bilardo Birliği) üç toplu deliksiz bilardoyu,
• WPBA (Dünya Pool Birliği) çok toplu delikli (Pool) bilardo disiplinlerini,
• IBSF (Uluslararası Snooker bilardo Konfederasyonu) Snooker bilardosunu,
• BWA (Dünya Bilardo Dernekleri Birliği) ise profesyonel bir yaklaşımla ve sadece 3 bant disiplini ile ilgilenmektedir.
• IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) bilardo ile uğrasan konfederasyonların tek bir çatı altında toplanmasını şart koşmuştur.

Uluslararası seviyede yapılan bilardo şampiyonları
• Avrupa Artistik Bilardo Şampiyonası
• Avrupa 3 Bant Şampiyonaları
• 3 Bant Avrupa Takımlar Kupası
• 3 Bant Dünya Kupası 
• Luxor Dünya Bilardo Kupası

Ünlü bilardocular
• Florian Venom Kohler
• William Joseph Mosconi
• Semih Saygıner
• Thorbjom Blömdahl

Sözlükte "bilardo" ne demek?
1. Yeşil çuha kaplı bir masa üzerinde, üç fildişi top ve isteka ile oynanan bir oyun.
Cümle içinde kullanımı
Kalın, sarı bira bardaklı, bilardosunun çuhası yırtık kahvehaneye akşamları uğradım.
- Sait Faik Abasıyanık.

Bilardo kelimesinin ingilizcesi
adj. billiard, of billiard
n. billiards, any of a number of games played on a cloth covered table with cues and balls, pool, snooker

Bu öğeyi yazdır

  Basketbol nedir- Basketbol kuralları
Gönderen: yonetici - 01-02-2018, 07:27 PM - Forum: Spor - Cevap Yok

Basketbol nedir?
Elle oynanan ve topu yüksekteki sepet biçimi bir ağa sokmak hedefini güden bir oyundur. 1891'de Amerikalılar tarafından bulunmuştur.
İlk defa 1936 Berlin Olimpiyatlarında Olimpiyat oyunlarına alınmıştır. Uzun yıllar Amerikalıların hakimiyetinde olan basketbolda son zamanlarda Güney Amerikalılar, Balkan devletleri ve Ruslar da başarılı olmuşlardır.Türkiye'de basketbol ilk defa 1904'te İstanbul'da Robert Kolej'de oynanmış, fakat 20 yıllık bir aradan sonra, ancak 1924'ten itibaren gelişmiştir.
İlk milli temas 24 haziran 1936'da İstanbul'da, Yunanistan'a karşı yapılmış ve takımımız maçı 49-12 kazanmıştır. Basketbol 24 - 27 metre uzunluğunda, 15 metre genişliğinde bir sahada oynanır. 3 metre yüksekliğindeki 46 sm. çapında demir çember içinde ağdan ve dibi açık bir sepet vardır.
Top sepetten içeri sokulunca 2 sayı alınır. Faul atışlarında sokmak 1 sayıdır. Oyun boyunca 5 faul yapan oyuncu oyun dışı kalır. Sahaya çıkan her takım hakeme 12 oyuncunun adım verir. Devam!» olarak beş kişi oynar. Yirmişer dakikalık iki devre halinde oynanır. Arada 10 dakikalık bir dinlenme zamanı vardır. Maçları iki hakem yönetir.
5 kişilik iki takım halinde topla oynanan bir oyun. İlk olarak 1891 senesinde Amerika’da Springfield Üniversitesi eğitim üyelerinden Dr. James A. Naismith tarafından tasarlanıp tatbik edilmiştir. Bu oyunun en önemli özelliği salonlarda ve açık sahalarda oynanabilmesidir. türkçe sepettopu manasına gelen basketbol, 1894 senesinde resmi kaidelere tabi tutulmuş ve devletlerarası ilk milli maç da 1897’de oynanmıştır.
1904’te Saint-Lovis Olimpiyatlarında gösteri niteliğinde oynanan basketbol, 1936 Berlin Olimpiyatlarında resmen yarışma programına alınmıştır. Türkiye’de ilk defa 1904 yılında Robert Kolejinde oynandı. Bilahare 1911’de Galatasaray Lisesinde, sonra İzmir Amerikan Kollejinde bu spor ile uğraşıldı. spor kulüplerinden Fenerbahçe 1915 yılında basketbol takımını kurdu. Bütün bunlara rağmen Türkiye’de basketbol 1924 yılından sonra itibar görmeye başladı. İlk milli maç, Yunanistan’la 24.6.1936 tarihinde İstanbul’da oynandı. Maçı Türkiye 49-12 kazandı.
Basketbol sahası
Basketbol 28m uzunluğunda ve 15m genişliğinde sert zemine sahip (parke, beton veya sert toprak zemin olabilir) bir sahada oynanır. Sahanın sınırlarını belirten çizgilere sırasıyla yan ve dip çizgiler denir. Kale, basketbol adı verilen bir tahta ve bu tahtaya dik olarak tutturulmuş çemberdir. Tahta dip çizgiden 120 cm içeride, 180 cm x 120 cm x 3 cm ebatlarındadır. Alt kenarı yerden 275 cm yüksekliktedir. Çember 45 santimetredir. Çembere topun üstten geçmesine engel teşkil etmeyecek şekilde dibi delik olan bir file takılır. Basketlerin önünde de serbest atış sahası bulunur.
Basketbol kuralları
Takımlar topu karşı takımın basketine (çemberine) atmaya ve kendi basketine atılmasını engellemeye çalışırlar. Basketbol bir sür’at oyunudur. 600-650 g ağırlığında ve 75-78 cm çevre uzunluğuna sahip olan top, elle oynanır. Ayak ile vurmak yasaktır. Kasti olmayarak topun ayak ile teması cezayı gerektirmez. Topun ilerlemesi pas vermek veya yerde zıplatmak suretiyle olup ele alınarak ilerlenemez. Oyunun kuralları da oyunu sür’atlendirici özelliklere sahiptir.
3 saniye, 5 saniye, 10 saniye ve 30 saniye kuralı gibi. Hücum anında hücum eden takımın oyuncusu topsuz olarak rakip takımın serbest atış sahası içerisinde 3 saniyeden fazla kalamaz. Bir oyuncu, topu; top sürmeden ve pas vermeden elinde 5 saniyeden fazla bekletemez. Topu kendi sahasında ele geçiren takım, sahasını 10 saniyede terketmek mecburiyetindedir. Rakip sahada ise en geç 30 saniye zarfında topu baskete atmak için teşebbüste bulunmalıdır.
Rakip sahaya geçen takım topla beraber tekrar kendi sahasına dönemez. 30 saniye kuralında son yapılan değişiklikle hücum halindeki takım, topu kaybedip tekrar kullanma halinde zaman sıfırlanmadan kaldığı yerden devam eder. Basketbol maçları iki saha, bir sayı, bir saat ve bir de istatistik hakemi tarafından idare edilir. Maç süresince istenildiği kadar oyuncu değiştirme hakkına sahip olan takımlar; sahaya beşer kişi ile çıkarlar.
Maç, misafir takımın kendi basket seçmesi, şayet tarafsız bir saha ise kur’a ile basketlerin seçilmesinden sonra hakemin hava atışı ile başlar. Yirmişer dakikadan iki devre halinde oynanan maçta devre arası 10 dakikadır. Her takım bir devrede 2 mola alma hakkına sahiptir. Oyuncular numaralı fanila, şort, çorap giyerler. Saha hakemleri masa hakemlerine el-kol işaretleri ile oyundaki durumları izah ederler. Bu sebepten işaretlerde bir karışıklığa meydan vermemek için sporcuların giydikleri formalarda 1, 2, 3, rakamları bulunmaz.
Basketbolun önemli bir diğer özelliği de, rakip oyuncuların hareketlerine mani teşkil edecek hareketlerde bulunmamaktır. Çünkü oyuncuların yaptıkları her şahsi ve teknik hata karşı takıma avantaj kazandırır. Hücum halinde olan oyuncuya yapılan hareket serbest atışla cezalandırılır. Yaptığı şahsi ve teknik hataları beş olan oyuncu maçtan çıkartılır ve yerine başka oyuncu girer. Atılan oyuncu tekrar oyuna giremez.
Bir takımın bir devrede aldığı toplam faul miktarı 7 olursa, bundan sonraki yapacakları her faul için rakip takım serbest atış hakkı kazanır. Basketbol maçlarında topun oyun dışında olduğu zaman, serbest atışlarda, molalarda, kronometre durdurulur. Çünkü bu gibi durumlar süreye dahil edilmezler. Topun basketten geçmesi atan takıma üç sayı çizgisi adı verilen dairenin dışından yapılmışsa üç, içinden yapılmışsa 2 puan, serbest atışlarda ise 1 puan kazandırır.
En çok sayı yapan takım maçı kazanır. Beraberlik halinde maç 5 dakika uzatılır. Beraberlik yine bozulmazsa maç herhangi bir takımın en az bir sayı öne geçmesine kadar devam eder. Fiba kurallarına göre basketbolda diğer ölçüler ve kurallardan bazıları aşağıdaki gibidir: Üç sayı çizgisi 6.25 metredir. Bu çizgiden atılan basketler 3 sayı olarak kaydedilir. Beşinci faülünü alan veya diskalifiye edilen oyuncunun değiştirilmesi süresi 1 dakikadır. Çember üstünde var sayılan silindir içinde top çembere çarptıktan sonra temas serbesttir.
Rakibi tarafından veya rakipleri tarafından yakından marke edilen bir oyuncu, topu bilerek rakibine çarptırır ve top dışarı çıkarsa, topun en son dokunan çizgileri dışından oyuna sokmak üzere aynı oyuncuya verir. Bu durum, topu oyuna sokacak takıma yeniden bir 30 saniye hakkı vermez. Memleketimizde büyük ilgi gören basketbol yurdumuzda ve dünyanın pekçok ülkelerinde amatör bir spor dalıdır. Amerika’da profesyonel lig halinde oynanan basketbolün dünyadaki en parlak ismi, nizami olmayan gösteri sporu olarak maç yapan Harlem takımıdır.
1.Takım sırası sorumluluk alanı
Orta çizgiden 5 metre uzaklıktan itibaren yan çizgiye 2m uzaklığında ve dip çizgiye kadar olan alanı kapsayacaktır. Antrenörler ve yedek oyuncular bu alan içerisinde bulunacaklar ve ancak şu özel şartlarda bu alanın dışına çıkabileceklerdir:
• Sakatlanan bir oyuncuya bakmak için hakemden müsaade aldıktan sonra,
• Bir oyuncu değişikliğini masaya bildirmek için,
• Antrenör veya antrenör yardımcısının mola istemesi halinde,
• Masadan zaman, sayı levhası, faul sayıları hakkında bilgi istenmesi durumunda.
• Takım sırasında oturan herkese, bu alanı izinsiz terk ettikleri takdirde Teknik Faul verilecektir.
2. Formalar
Formaların önü ve arkası aynı ve tek renkte olacak. Bu husus şortlar için de aynı şekilde geçerlidir. Oyuncular forma içine tişört giyebilirler. Yalnız bu tişörtlerin forma ile aynı renkte olması gereklidir. Şortlar altına giyilecek tayt gibi esnek malzemelerin de şortla aynı olması gerekmektedir. Çizgili formalar uygun değildir. Formaların kol, yaka ve şortların yan ve alt kenarlarına konacak çizgiler ile takımların amblem ve isimleri tabii olarak bu tariflerin dışındadır.
3. Üç puanlık atış
Üç sayılık bir atış denemesi yapıldığında top çembere değinceye kadar yapılan ihlallerde atış özelliğini korumakta olup, top çembere dokunduktan sonra bu niteliğini kaybetmekte ve yapılan ihlallerde iki puan olarak değerlendirilmektedir.
4. Devre ve oyun sonu ile ilgili kurallar
Müsabakayı yöneten hakemler herhangi bir sebeple oyunu bitiren sesli işareti duymamışlar ve bu esnada bir şut atılmış veya faul olmuşsa Başhakem, derhal yardımcı hakeme başvuracak ve kısa bir konuşma yapacak, gerekiyorsa ve varsa masadaki Teknik Komisere ve diğer masa görevlilerine danışacaktır. Bütün bunlara rağmen nihai kararı Başhakem verecektir.
5. Mola
Nizami bir mola süresi 1 dakika olduğu halde saat hakemi 50. saniyede sesli işaretini verecektir. Mola alındığında oynayan oyuncular kenardaki yedeklerin oturduğu takım sırasına giderek burada oturabilirler ve antrenörlerin talimatını burada dinleyebilirler.
6. Sakatlanan oyuncular
Herhangi bir oyuncu sakatlandığında hakemler bu oyuncunun derhal oyuna dönüp dönmeyeceğine karar vermelidirler. Buradaki derhal kelimesi en fazla 15 saniyelik bir süreyi kapsamaktadır. Oyuncu oyuna devam edebilecek durumda ise oyuna tekrar ve derhal başlanır. Ancak, sakatlanan oyuncuya bir tedavi gerekiyorsa oyuncu, 1 dakika içinde veya tedavisinin izin verdiği en kısa zamanda değiştirilmelidir. Burada tedaviden kasıt yetkili bir kişinin (doktor, masör) tedaviyi gerçekleştirmesi ve tedaviye gerek olup olmadığına karar vermesidir. tedavi sırasında 1 dakikadan fazla süre geçecekse sakat oyuncu değiştirilmelidir.
7. Topun saha dışına çıkışı
Rakibi tarafından veya rakipleri tarafından yakından marke edilen bir oyuncu topu bilerek rakibine çarptırır ve top dışarı çıkarsa topun en son dokunan oyuncu tarafından dışarıya çıkarıldığı kabul edilir ve top sınır çizgileri dışından oyuna sokmak üzere aynı oyuncuya verilir. Bu durum topu oyuna sokacak takıma yeniden bir 30 saniye hakkı vermez.
8. Topu kenar çizgiden oyuna sokma
Herhangi bir sebeple top kenar çizgileri dışından oyuna sokulacaksa top hakem tarafından oyuna sokulacak oyuncuya verilecektir. Topun oyuna sokacak olan oyuncunun eline verilmesi, atılmaması gerekmektedir. Bu kural, ön ve geri sahada topun oyuna sokulması için geçerlidir. Ayrıca, bir oyuncu topu eline aldıktan sonra içeriye atmadan evvel verilen noktadan yana en fazla bir adım atabilir. Bir adımdan fazla atılması durumunda kaide ihlali çalınacaktır. Bir adımla birlikte topun oyuna sokulmasında diğer bir durum, oyuna sokacak oyuncunun bulunduğu yerde pivot hareketi yapması ve oyuna sokmasıdır. Bu hareket de kurallara uygundur.
9. Fumble
Uzun yıllardır basketbol oyun kurallarının bir parçasıdır. Fumble, bir oyuncunun topu kazaen elinden düşürmesi ve onu tekrar yere vurduktan sonra tutmasıdır. Fumbleler sürüş olmayıp top sürmenin başlangıcında veya sonunda yapılabilir. Ayrıca, sayı olarak da kısıtlanmamıştır.
10. Topa blok
Şut veya pas amacı ile ve topla birlikte sıçrayan bir oyuncu, rakibinin bir veya iki eliyle topu bloke etmesi sonucunda topla beraber yere düşerse kural ihlali yapmış olur.
11. Atış halindeki oyuncu
Sayı için, sepete doğru sürüş yapan (drive) oyunculara bu esnada yapılan faullerde atış hali şu şekilde değerlendirilmelidir: Bir oyuncunun topu sepete atmak için adım hareketini bitirdikten sonra kol hareketine başlaması sayı için atış halinde sayılması bakımından geçerlidir. Yani drive yapan bir oyuncu adımlarını tamamlayıp kol hareketine başladığı an atış haline gelmiş sayılır.
12. Geri pas
Geri pas kuralına yeni bir istisna getirilmiştir. Orta dairede yapılan bir hava atışı esnasında ön sahada sıçrayan bir oyuncu havadayken topu kazanır ve arka sahaya düşerse ihlal olmaz.
13. Serbest atışlar
Serbest atışlar esnasında oyuncuların serbest atış bölgesi etrafındaki kulvarlara dizilmesi şu şekilde olacaktır:
• Dip çizgisine en yakın olan ilk boşluklar savunma oyuncularından ikisine, -Bundan sonrakiler hücum oyuncularından ikisine,
• Üçüncüsü de yine savunma oyuncularından ikisine aittir.
• Bu yerlerde bu oyunculardan başka kimse yer alamaz. Ayrıca, oyuncular kendilerine ayrılan yerleri kullanmazlarsa diğer takım oyuncuları kullanamazlar.
Serbest atış atılırken dikkat etmesi gereken hususlar
• Atış yapan oyuncu top çembere vurmadan önce bulunduğu yeri terkedemez,
• Serbest atış bölgesindeki kulvarlara dizilen oyuncular top atış yapan oyuncunun elini terk ettikten sonra tahditli bölge içine girebilirler,
• Serbest atış bölgesinin dışında kalan ve dizilmeyen bütün oyuncular top çembere değdikten sonra bu bölgeye girebilirler.
• Serbest atışı atan oyuncu atış yaparken aldatıcı bir hareket (feyk) yaparsa bu kaide ihlalidir. Böyle bir durumda top atış yapan oyuncunun rakibine ve kenardan verilir.
14. Hataların düzeltilmesi
Yeni kurallara göre bazı hatalar hakemler tarafından düzeltilebilir. Bunlar:
• Geçerli bir serbest atış veya atışların muteber sayılmaması,
• Geçersiz serbest atış veya atışların muteber sayılması,
• Yanlış bir oyuncuya serbest atış veya atışların yaptırılması,
• Yanlış sepete serbest atış yaptırılması,
• Yanlışlıkla bir sayı verilmesi veya iptal edilmesidir.
Bu gibi durumlarda top oyundayken öldükten sonra tekrar canlanıncaya kadar geçecek süre içinde hataların düzeltilmesi gerekmektedir.
15. Kasdi fauller
Kasdi faullerin, bu yeni değişikliklerle, daha iyi tanımlanmasına çalışılmıştır. Kasdi faul, toplu veya topsuz bir oyuncuya, hakemin takdirine göre, bilerek ve isteyerek yapılmış şahsi bir fauldür. Yapılan hatanın şiddetle ilgisi yoktur.
16. Elle dokunma
Yeni oyun kural değişikliklerinin en önemlilerinden biri, savunma oyuncularının uyguladığı elle kontrolün kaldırılmasıdır. Elle kontrol bir savunma oyuncusunun el veya ellerini kullanarak rakibinin ilerlemesini engellemesi veya başka bir savunma oyuncusuna yardımcı olmadır. Bu temas savunma oyuncularına haksız bir avantaj sağladığından yasaklanmıştır.
17. Kavga
Basketbol oyununda oyunun gereksiz yere sertleşmesini önlemek ve aşırı derecede yapılan faullerin önüne geçmek için bazı yeni kararlar alınmıştır. Bir oyuncunun kavga etmesi diskalifiye edici bir hatadır. Keza yedek oyuncu olarak takım sırasında oturan ve kavga için sahaya giren bir oyuncu derhal sahadan uzaklaştırılmalı ve bu durumda antrenöre teknik faul verilmelidir.
18. Faullerin uygulanması
Faullerin uygulanmasında büyük çapta değişiklikler yapılmış ve oyun fazı, seçme hakkı, müteaddit hata, aynı anda yapılan fauller gibi uygulamalar yürürlükten kaldırılmıştır. Eğer sahadan bir sayı yapılmışsa top oyuna dipten sokulacaktır. Birbirini götürmeyen bütün hataların cezaları meydana geldikleri sıraya göre uygulanacaktır. Cezaların aynı ağırlıkta olması durumunda hava atışı yapılacaktır. 1-1 hata ile iki atışlı hata aynı ağırlıktadır.
Sözlükte "basketbol" ne demek?
Sepettopu.
Basketbol kelimesinin ingilizcesi
n. basketball
Köken: İngilizce

Bu öğeyi yazdır

  Atletizm nedir-Atletizm tarihi
Gönderen: yonetici - 01-02-2018, 07:24 PM - Forum: Spor - Cevap Yok

Atletizm nedir?
İnsanın tabii hareketlerinden olan koşu, atlama, atma ve yürüyüşe dayanan, fiziki performansı devam ettirme ve geliştirme gayesini güden beden çalışmalarının bütünü.
Atletizm diğer spor dallarında olduğu gibi, insanın mükemmel yaratılış özellikleri ile var olmuştur. Bu ekonomik, anatomik yapı sayesinde atletizm dünyanın en popüler branşlarından biri olma özelliğini elde etmiştir.
Zaman, mesafe ve yükseklik gibi unsurlar atletizmi diğer spor dallarından ayırmıştır. Sınırlayıcı faktörler günden güne aşıldıkça, daha kısa zamanda daha uzağa ve daha fazla yüksekliğe ulaşdıkça, yeni rekorlar kırılmakta ve atletizm dünyada daha cazip ve daha popüler duruma gelmektedir. Bu spor, günümüzde Milletlerarası Amatör Atletizm Federasyonu (IAAF) tarafından düzenlenen kurallara göre bayanlarda l8, erkeklerde 23 branş üzerinden yapılır. Bayanlarda çekiç ve üç adım atlama için hazırlıklar yapılmakta ve bu iki dalın uluslararası müsabakalarda resmiyet kazanması için ön hazırlık çalışmaları devam etmektedir.
Atletizm tarihi
Milattan önce başlayan atletizm oyunları, 19. yüzyılın ikinci yarısında düzenlenmeye başlamıştır. Bu düzenlemelerde Oxford ve Cembridge üniversiteleri önemli rol oynamışlardır. 1861’de Minciglane adıyla ilk atletizm kulübü kuruldu. Yine l866’da kurulan Ameteur Atletic Clup ile müsabakalar tertib edildi. l877’de İrlanda ve İngiltere atletleri arasında ilk milletlerarası müsabaka düzenlendi. Aynı devirde ABD, Kanada ve diğer ülkelere yayıldı. 1912’de Stochkholm’de Milletlerarası Amatör Atletizm Federasyonu (İAFF) kuruldu ve 150’den fazla ülke üye oldu. Bu kuruluş günümüzde uygulanan atletizm kurallarını tespit etti.
Türkiye’de atletizm faaliyetleri, Birinci Dünya Savaşından önce görüldüyse de düzenli değildi. 1924’te ilk defa Paris Olimpiyatlarına iştirak edildi. Bu olimpiyattan sonra, Semih Türkdoğan, Ömer Besim Koşalay, Naili Moran gibi atletler yetişti.
Atletizmin tarihinde zihinlerde yer eden başlıca önemli olayları şöyle sıralayabiliriz: ABD’li siyahi atlet Jesy Owens’in Berlin Olimpiyatlarında 4 dalda birden altın madalya alması, aynı rekorun uzun yıllar sonra ancak l984 Los Angelas Olimpiyatlarında yine bir siyahi atlet Carl Lewis tarafından egale edilmesi... l00 metrede ard arda kırdığı rekorlar ile dikkatleri çeken ve l00 yılın rekorunu önce 1988 Roma Dünya Şampiyonasında 9.83 sn ile, daha sonra da Seul Olimpiyatları’nda 8.79 ile kıran ben Johnson olayı dünya atletizm tarihine ibret verici bir şekilde geçti. Seul’de yapılan doping kontrolünde anabolik steroid uyarıcısı kullandığı tespit edilen Johnson, IAAF tarafından iki yıl sahalardan uzaklaştırılma cezası almış ve bu cezası l990 Ekim ayında sona ermiştir. Johnson daha sonra pişmanlık dolu ifadelerle basın toplantıları yapmış, doping aleyhine kampanyalara katılmıştır. Bu dalda Johnson’un rekorları iptal edildiği için, rekor 9.88 sn olarak Carl Lewis’e geçmiştir (88 Seul).
Uzun atlamada ise, ABD’li Bob Beamon’un l968 Meksiko Olimpiyatlarında elde ettiği 8.90 metrelik derece Amerikalı atlet Mike Powel tarafından 8.95 metre ile kırılmıştır.
l979 yılında kırılan bir başka rekor, 200 metrede Pietro Mennea’nın rekoru (19.72 sn) uzun ömürlü rekorlar arasında yerini alıyor. 5000 metrede ise l3 dakikanın altına inebilen tek atlet Faslı Said Aoitia oldu. Said’in l2.58.39’luk rekoru, büyük sansasyon meydana getiren rekorlar arasında yer aldı.
Atletizmde branşların kısaca tanımı
Yürüyüş: Uluslararası müsabakalarda ve Olimpiyat oyunlarında bayanlarda l0, erkeklerde 20 km üzerinden yapılır. Yürümede kural, bir ayak yerden kesilmeden diğer ayağın yere değmesidir. Aksi halde hakemler sporcuyu diskalifiye ederler. Her iki ayağın havada olması yasaktır. Yürüyüş, spor olarak ilk defa l867 yılında İngiltere’de yapılmış, 1893 yılında da Berlin ile Viyana arası yürünmüştür.
Kısa mesafe koşuları
Daha çok anaerob kapasiteye dayalı koşulardır. Uzun fule boyu ve düşük adım frekansı bu koşularda neticeye müsbet etki yapar. Erkeklerde ve bayanlarda 100 m, 200 m, 400 m, 4xl00 m, ve 4x400 m bayrak. Bayanlarda l00 m ve 400 m engelli, erkeklerde ll0 m ve 400 m engelli. Bayanlarda engel boyları: 100 m (84 cm), 400 m (76.2 cm), erkeklerde 110 m (l06.7 cm), 400 m (91.4 cm) olarak uygulanır.
Bütün kısa mesafe koşularında çıkış takozu kullanılır. Çıkış takozu her iki ayağın yerleştirildiği ve ilk hareketi kolaylaştıran bir alettir. Start; yerlerinize, dikkat komutlarından sonra start tabancası patlatılarak verilir. Hakemin tabanca sesinden önce çıkıldığında tabanca ikinci defa hakem tarafından patlatılır, yarış durur. İki defa faullü çıkış yapan diskalifiye olur.
Hakemin dikkat komutundan sonra çıkış pozisyonunda hiç kıpırdamadan durmak esastır. Bütün kısa mesafe koşuları kulvarlıdır. Kulvar, iki beyaz çizgi arası l22 cm olan 400 metrelik alandır. Genelde uluslararası koşu pistlerinde B kulvar bulunur.
Koşu pistinde kulvar farklılıkları: 1-2 (3.52 m), l-3 (7.35 m), 1-4 (11.18 m), l-5 (l5.01 m), 1-6 (18.84 m), 1-7 (22.67 m) 1-8 (26.57 m).
Atletler dairesel pistte her birinin 400 m koşabilmesi için daha doğrusu kavisten doğan farka göre ilk kuvardan sekizinci kulvara sıralanırlar. Buna göre ilk kulvarda koşan ile sekizinci kulvarda koşan arasında start verilirken 26.57 metrelik bir fark görülür.
Bayrak koşuları
İçi boş genellikle alüminyumdan yapılmış 30 cm uzunluğunda 2.5 cm çapında stafet denilen bayrak sopasının elden ele 4 atlet tarafından koşturulması şeklinde tarif edebileceğimiz bayrak yarışları, bayanlarda ve erkeklerde 4x100, 4x400 m üzerinden koşulur.
4x100’de üç, 4x400’de bir bayrak değiştirme bölgesi vardır. 4x100 metrede l-2, 2-3 ve 3 ile 4. adamların bayrak değiştirme bölgeleri çıkış yerlerinden l0 m önce ve l0 m sonra olmak üzere 20’şer metredir. İçten, dıştan ve karışık olmak üzere üç türlü bayrak değiştirme vardır.
Genelde uygulanan ve ideal olan değiştirme şöyle yapılır: Birinci koşucu bayrağı sağ eli ile taşır. İkinci koşucu sol eli ile alır. Üçüncü koşucu sağ eli ile alır. Dördüncü ise sol eli ile alır ve koşuya devam eder. Bayrak koşularında değiştirme anında hızların eşitlenmesi son derece önemlidir.
4x400 metrede ise ilk koşucular ile ikinci koşucuların bayrak değiştirmesi genelde her zaman zor olur. Çünkü büyük yarışlarda atletler atbaşı finişe geldiklerinden değiştirme bölgesi karışır. Bunu önlemek
için ilk koşucuların ardından bayrağı alanlar 100 m daha koştuktan sonra ancak kulvar değiştirebilirler. Böylece 4x400 metrede kulvar mecburiyeti 500 m olur. Daha sonra ikinci ile üçüncü adamlar için kulvar mecburiyeti yoktur. Genelde hepsi birinci kulvar üzerinde bayrak değiştirirler. Denk mücadelelerde 2. ile 3. ve 3. ile 4. koşucuların bayrak değiştirmeleri sırasında bayrak düşürmeler birbirine çarpmalar olabilir.
Orta mesafe koşuları
800 m: Bu mesafe de son yılarda anaerob kapasite birinci plana çıkmıştır. Ancak daha çok sür’atte devamlılık özelliği önem taşır.
Koşucular genelde ilk turu daha yavaş koşmayı tercih ederek son tura diri kalarak girerler. İkinci turun hızı birinci tura göre 5-7 sn arasında farklı olur.
1500 m: Bu koşu mesafesi taktiğin çok büyük başarılar elde ettiği mesafelerden biridir. türk atleti Zeki Öztürk, 18.07.1990’da İtalya’nın Bologna şehrinde koştuğu 3.35.68 dakikalık derecesi ile Said Aoitia, Steve Cram gibi şöhretli isimleri arasında adını duyurmayı başarmıştır.
Üç bin metre engelli koşu: Orta mesafe koşularının en zoru ve daha çok dayanıklılık ile birlikte sıçrama kuvveti gerektiren bir branştır.
Üç bin m koşusunda ilk 270 m engelsiz düz koşulur. Yarışmadaki toplam 35 engelden 28 engel kuru, 7 engel ise su havuzludur. Müsabıklar engeli geçme konusunda herhangi bir stil kullanmakta serbesttirler. Ancak zaman kaybettirmeden geçiş için normal engel tekniği avantajdır.
Uzun mesafe koşuları
Erkeklerde 5000, 10.000 ve maraton, bayanlarda 3000, 10.000 ve maraton... Uzun mesafe koşularında kısa mesafe koşularının aksine aerobik kapasite daha önemlidir. Aerobik kapasiteye oksijen kullanabilme kapasitesi diyebiliriz. Bu kapasite, uzun süren tempo idmanları ile ideal anlamda 5-6 yıllık bir çalışma sonunda branşa yönelik olarak elde edilebilir.
Bir uzun mesafe koşucusunun haftalık ortalama katettiği mesafe, 200-250 kilometredir. Ancak böyle bir antrenman dozajı ile uzun mesafe koşucuları formlarını koruyabilmektedirler.
Maraton
Tarihçesi diğer dallara göre farklılık gösterir. Atina’ya 41 km mesafede bulunan Marathon şehrinde M.Ö. 490 tarihinde Atinalılar ile Persler savaşırlar. Atinalıların zaferini Atina’ya ulaştırma işini üzerine alan Ariston isimli er, harp alanı ile Atina-Akrepol arasını üç saate yakın bir zamanda koşarak zaferi kazandıklarını bildirir ve ölür. Ölçülen bu mesafenin 42 km 195.6 m olduğu tespit edilir. Bu hatıraya bağlı kalınarak maraton 42.195 km olarak koşulmaktadır. Maraton yarışması müsabakaların yapıldığı stadyum içinden başlayıp, şehir içinde ve civarında koşulduktan sonra, tekrar stadyum içinde son bulur. Yollarda 5 kilometrede bir koşuculara içecek temin istasyonları bulunur.
Türk maratoncusu Mehmet Terzi, 1987 yılında Londra’da koştuğu maraton yarışmasında 2.10.25 saat ile dünyanın ilk l0 maratoncusu arasına girme başarısını göstermiştir.
Maraton son yılarda miletlerarası organizatörlerin rağbet ettiği bir yarışma türü olmuştur. San Fransisko, Londra, Berlin ve Tokyo gibi maratonlarda atletlere büyük ödüller verilmektedir.
Ülkemizde her yıl yapılan Avrasya Maratonu da son senelerde büyük organizasyon özelliği göstermekte ancak, dereceye girenlere büyük ödüller verilemediği için dünyanın ileri gelen maratoncuları tarafından rağbet görmemektedir.
Maraton koşusu % 95 aerob, % 5 anaerob özellik gösterir. Dolayısıyla sporcular antrenmanlarını bu özelliklere göre yaparlar.
Dekatlon (Onlu yarışma): Atletizm sporunda hiç bir yarışma atleti bu kadar yoramaz. Çünkü atlet 10 adet ayrı spor dalının her birinin gerektirdiği ayrı kondüsyon özelliklerine sahip olmak zorundadır. Bu gaye için sabah akşam günde iki, bazen üç antrenman yapmak zorunda kalır. Dekatlonun dalları şunlardır: l00 m uzun atlama, gülle atma, yüksek atlama, 400 m 110 m engelli koşu, disk atma, sırıkla yüksek atlama, cirit atma ve 1500 metredir. Dekatlon müsabakasında yukarıda sıralanan ilk bes birinci gün, ikinci beş ise ikinci gün yapılır. Yarışmalarda neticelendirme, müsabaka sonuçlarında elde edilen puanlara göre toplanarak tayin edilir.
Bir dekatloncu çok yönlü kuvvete ihtiyaç duyar. Halbuki diğer branşlarda kuvvet özelliği genelde tek yönlü açısal kuvvete dayanır.
Dünyanın en tanınmış ve başarılı dekatloncuları arasında Daley Thompson (İng) ve Jürgen Hingsen (Alm) sayabiliriz. Türkiye’de ise Nurullah Candan’ın 1975 yılında Cezayir’de kırdığı dekatlon rekorunu 250 puan farkla 7384 puana çıkartan göçmen atlet Alper Kasapoğlu gelecekte büyük başarıları müjdeliyor.
Heptatlon: Sadece bayanların yaptığı, erkeklerin dekatlonuna benzer yedili branştır. 100 m engelli, Gülle atma, Yüksek atlama, Uzun atlama, 200 m cirit atma ve 800 m branşlarından oluşur. Bu dalda son yılların en büyük ismi, ABD’li bayan atlet J.Joyner Kersee’dir. Bu sporcuyu Doğu Alman John Sabine ve Anke Behme izlemektedirler. Dünya rekoru 7291 puan ile Kersee’ye aittir.
Atlamalar
Tek adım atlama (uzun atlama), sürat ve explosiv kuvvetin birinci derecede rol oynadığı branşlardan biridir. Adımlama, asılma ve karışık olmak üzere üç ayrı atlayış stili vardır. Atlayıcılar motorik özelliklerine göre stil seçerler. Uzun atlama, yaklaşık 45 metrelik bir mesafeden koşularak içi ince kum dolu havuza yapılır. Atlayıcının sıçrama tahtasından sonra havuzda bıraktığı son iz geçerli ölçü mesafesidir.
Üç adım atlama: Bu dalda atletler adeta bir kangru gibi sıçrayarak üç adımda kum havuzuna düşerler. Sekme, adım alma ve sıçrama gibi teknik bölümlerden oluşur. Koşu mesafesi uzun atlamadaki kadardır. Koşu sür’ati her iki atlamada da optimal tabir edilen, yani ne kontrol edilmeyecek kadar çok hızlı ne de yavaştır. Olimpik ölçü olarak, sıçrama tahtası ile havuzun başlangıcı arası 13 metredir. Havuzun uzunluğu 8, eni 2.75 metredir.
Yüksek atlama: 1980’li yılların başlarına kadar uluslararası müsabakalarda sporcular iki farklı teknik uyguluyorlardı. Ancak son beş yıldır artık bu tekniklerden stradel veya diğer adıyla binme tekniği denileni uygulanmıyor. Binme tekniğini ilk defa geliştiren Sovyet atlet Valeri Brumel olmuş (2.28 m), daha sonra ise, bu teknikte yine bir Sovyet atleti Vaschenko (2.35 m) ile dünyanın en iyi derecesini yapmıştır (1978 Milano).
Fosbury Flop teknik ilk önce ABD’li Dick Fosbury tarafından uygulanmış ve atlet 1968 Meksiko Olimpiyatlarında 2.24 m atlamıştır. Daha sonra bütün dünyaca bu teknik benimsenmiş ve biyomekanik analizler sonucunda binme tekniğine göre üstünlüğü tartışılmaz hale gelmiştir. Bu teknikte farklı stiller gözlenmektedir. Ancak bütün stillerde önce gövdenin baş kısmı en sonra da ayaklar çıta üzerinden geçmektedir. Halen bu dalda dünya rekoru Fosbury tekniğiyle Kübalı Soto Major’a aittir (2.44 m). Türkiye rekoru ise 2.20 m ile Ekrem Özdamar'a aittir.
Her iki teknikte de sür’at ve sıçrama kuvveti ile elastikiyet özellikleri önemlidir. Ayrıca bütün atlamalarda psikolojik ve zihinsel hazırlık yapmanın özel bir yeri vardır.
Sırıkla yüksek atlama: Kuvvet, sür’at, elastikiyet ve ustalık kabiliyetlerinin topluca uygulandığı bir daldır. Sporcunun kuvvet, kilo ve sür’atine göre kullanılan sırıkların kapasitesi değişir. Daha uzun ve daha sert sırık kullanabilmek yükselmek için avantajdır.
Fiber glas türü bu sırıklar sırık atlayıcıların başarısında büyük rol oynarlar. Sırıkla yüksek atlamada yaklaşma koşusu 20-22 adımdır. Sırık elde taşınarak koşulur ve son üç adımda geçilecek çıtanın tam altında bulunan ve kazan tabir edilen çukura saplanarak bir dizi teknik hareketler zincirinden sonra çıta geçilir. Düşüş mindere, sırt üstüdür. Başlıca teknik bölümlerini: Sırık taşıyarak koşu, son üç adımda sırığı kazana indirme, saplama, atlayıcının vücudunun salınması, sırığa paralel olup yukarıya mum vaziyeti alma, sırıktan uzaklaşma (push up), iterek sırıktan kurtulma ve çıtayı geçme... şeklinde sıralayabiliriz.
Atmalar
Cirit atma: 30-40 m uzunluğunda 4 m genişliğinde bir pistte 28 derecelik bir açı içine düşürmek kaydıyla ileriye atılır. Cirit atıcılar genel olarak elastiki, kuvvetleri ideal seviyede gelişmiş, dengesini teknik bütün içinde koruyabilen, genel ve özel kuvvetlilik meziyetleri bu branşa uygun hale gelmiş sporculardır.
Teknik Bölümleri:
Ciriti tutma: Atış pozisyonunda elden en ekonomik çıkacak şekilde tutulur.
Taşıma: Sporcu düz bir hatta koşarken ciritin burnu hedefe yönelik taşınır (cirit yumuşak bir salınımla omuz üstünde koşu ritmine uygun taşınır).
Son beş adım ritmi: Sağ kol ile atış yapanlar 5 adım ritmine sol bacağın fulesiyle başlarlar. 5 adım ritminde amaç vücud ağırlık merkezini mümkün olduğunca aşağıya düşürmek ve ideal atış pozisyonuna girebilmektir. Son olarak sol-sağ ve sol adım ritmiyle cirit geri alınarak atış pozisyonuna gelinir. Cirit omuz üzerinden fırlatılırken, gövde yay gibi gerilir ve cirit elden çıkarılır.
Çekiç atma: Tutma sapı olan, uzun bir çelik telin (120 cm) ucundaki 7.257 kilogramlık ağırlık hızla çevrilip son çekiş sol el ile yapılarak elden çıkarılır. Çekiç atmanın kendine has bir dönüşlü tekniği vardır. Normalde üç-dört dönüşlü atışlar yapılır. Sür’atli dönüşler esnasında çekicin ağırlığı 150-200 kg kadar ağırlaşır. Bu yüzden çekiç atıcılar çok kuvvetli bacaklara ve kollara sahip olmak zorundadırlar. Çekiç atmada önceleri uzun boylu ve ağır kütleli olmak avantaj olarak görülürken, son yılarda orta boylu, normal kilolu (85-95) ancak çok kuvvetli ve çabuk olmak aranır özellikler olmuştur. Çekiç atmada deri eldiven kullanılır. Bu eldiven çekicin sapını tutan ele geçirilir. Diğer el, sapı tutan eli üzerinden kavrar. Çekiç atmada en önemli teknik özellik, son pozisyonda ağırlık merkezinin aşağıya indirilmesi ve çekicin geniş bir açıyla yakalanarak savrulması anında ağırlık merkezinin yükseltilmesidir.
Gülle atma: Günümüzde iki ana teknik uygulanır: Dönerek, sekerek. Dönerek atışın ustası Sovyet atıcı Barsyshnikov’dur. Sekerek atışta ise, Doğu Alman Udo Beyer, güllenin unutulmayan ismidir. Son yıllarda ise, ABD’li Randy Barnes ile yine Doğu Alman Ulf Timmerman 23 metrenin üzerine çıkan ender atıcılardan olmuşlardır.
Güllenin ağırlığı 7.260 kilogramdır. Gülle, 2.135 metrelik bir dairenin içinden atılır. Çemberin tam ortasından başlayan atış açısı 40 derecedir. Ayrıca atış sırasında seken veya savrulan bacağın dayandığı (teknik farkına göre) 122 santimetrelik bir takoz vardır. Bayanlarda gülle ağırlığı 4 kilogramdır. Atış anında dairenin etrafını çevreleyen çelik çembere basmak, ayak dayama, takozunun üzerine çıkmak, dairenin ortasında yer alan çizginin atış yönündeki bölümünden çıkmak hatalı atış olarak kabul edilir.
Disk atma: Diskin ağırlığı bayanlarda 1; erkeklerde ise 2 kilogramdır. Atış açısı güllede olduğu gibi 40 derecedir. Çemberin çapı bayanlarda ve erkeklerde 2.5 metredir. Ayrıca atış açısı aralığı çekiç atmada olduğu gibi kafesle çevrilir. Böylece hatalı atışlarda tehlike önlenmiş olur. Atıcı güllede olduğu gibi, dairenin diğer yarısından çıkar. Buna ilave olarak atıcılar atma aleti yere düşmeden çemberden çıkamazlar.
Sözlükte "atletizm" ne demek?
1. beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma ve atma gibi, tek başına yapılan vücut çalışmaları.
Atletizm kelimesinin ingilizcesi
n. athleticism, athletics
Köken: Fransızca

Bu öğeyi yazdır

  Atletizm nedir?
Gönderen: yonetici - 01-02-2018, 07:21 PM - Forum: Nedir? - Cevap Yok

Atletizm nedir?

İnsanın tabii hareketlerinden olan koşu, atlama, atma ve yürüyüşe dayanan, fiziki performansı devam ettirme ve geliştirme gayesini güden beden çalışmalarının bütünü.
Atletizm diğer spor dallarında olduğu gibi, insanın mükemmel yaratılış özellikleri ile var olmuştur. Bu ekonomik, anatomik yapı sayesinde atletizm dünyanın en popüler branşlarından biri olma özelliğini elde etmiştir.
Zaman, mesafe ve yükseklik gibi unsurlar atletizmi diğer spor dallarından ayırmıştır. Sınırlayıcı faktörler günden güne aşıldıkça, daha kısa zamanda daha uzağa ve daha fazla yüksekliğe ulaşdıkça, yeni rekorlar kırılmakta ve atletizm dünyada daha cazip ve daha popüler duruma gelmektedir. Bu spor, günümüzde Milletlerarası Amatör Atletizm Federasyonu (IAAF) tarafından düzenlenen kurallara göre bayanlarda l8, erkeklerde 23 branş üzerinden yapılır. Bayanlarda çekiç ve üç adım atlama için hazırlıklar yapılmakta ve bu iki dalın uluslararası müsabakalarda resmiyet kazanması için ön hazırlık çalışmaları devam etmektedir.

Bu öğeyi yazdır